Kobe'den Damla

"Üniversitede Japonca okuyunca mutlaka yolumun Uzak Doğuya düşmesi gerektiğini biliyordum, o yüzden buraya ilk geldiğimde çoooook mutluydum ve hedefe ulaşmanın gururu vardı üzerimde."


Eğer siz de yurtdışında yaşayan bir Türkiyeliyseniz, şu bağlantıda bulacağınız soruları yanıtlayıp bana (omer.ottesen@gmail.com) gönderebilirsiniz!

Facebook'ta takipte kalmak isterseniz: Gurbet Veri Bankası

(Damla'dan önce) Kimler geldi, kimler geçti?

Amman'dan Ömer: Kendinize iyi davranın
Uppsala'dan Fulden: Herkesin karşılaştıklarıyla başa çıkma biçim ve süreçleri farklı
San Francisco'dan Kenan: Buradaki Onur Yürüyüşü'ne katılan ilk Türk derneği olduk
Selanik'ten Başak: Umudunuzu asla yitirmeyin
Kuzey Virginia'dan Ali: Artık burası da tam uymuyor, orası da
Tokyo'dan Ece: Kimsenin hayatı tamamen kolay ya da zor değil
Pensilvanya'dan Fatma: Herkes kendi işine bakıyor, stres yok, entrika yok
Groningen'den Bremen'e Irmak: İnanır mısınız, insan çalışmayı özlüyormuş
Trondheim'den Deniz: Kendimi özgür hissettim
İstanbul'dan Ulduz: Sadece ülke değiştirme demiyelim, graduate hayatı bambaşka bir şey
Wörgl'den Cihan: Asla ikinci sınıf psikolojisine girmemeli kimse
Ilmenau'dan Murat: En önemli fark, emeğin değeri
Dubai'den Jale: Kendi hikâyeni yeniden oluşturmak
Berlin'den Barış: Vekil adaylığından ilticaya "başka bir dünya mümkün"
Nagoya'dan Bilal: Japonlar arasında "havayı okumak"
Budapeşte'den Didem: Bulunduğunuz yerde mutlu değilseniz, ayrılın ordan
Lizbon'dan Sezgi: Mutlu olmayı öğrendim
Arrouquelas'tan Nisan: Önyargıları kırıyoruz beraber
Pittsburgh'den Erkan: Türkiye bizi kustu, tükürdü, dışarı attı
New York'tan Yıldız: İmkansızlık hissi yok denecek kadar az
Amman'dan "Barack": Yeni insanlara, hikâyelere şans ver
Shenyang'dan Birmingham'a Yağmur: Önemli olan nerede olduğun değil, kiminle olduğundur
Happy Valley'den Özgür: Kavgasız, dövüşsüz hayatlar sakinleştirici etki yaratıyor
Brüksel'den Ceylan: Dünya vatandaşı olun

Kimsin, nesin? Nerede, ne zamandan beri yaşarsın? Neyle iştigal edersin?

Damla Ertürk, 1990 doğumlu, Ankara Üniversitesi Japon Dili ve Edebiyatı mezunuyum. 3 senedir Japonya'da, Kobe'de yaşıyorum. Bilişsel Dilbilim üzerine yüksek lisans ve Avrupa Birliği-Japonoloji bölümünde yan dal yapıyorum (Kansai Üniversitesi'nde-burslu).

"Ülke dışında yeni insanlar tanımakla kendimi keşfettim"


Yolun gurbete düştüğünde ilk olarak neler hissettin? Yeni bir ülkede olmanın duygu durumu sende nasıl karşılık buldu?

Yolumun gurbete düşmesini ilk annem istemişti. İlk uzun süreli gurbetim aslında Amerika'ydı ve 17 yaşındaydım. İngilizce pratiğim azdı. Fakat ülke dışında yeni insanlar tanımakla kendimi keşfettim ve becerilerimin daha çok farkına vardım. Zaten dil öğrencisiydim lisede ve Japon Dili ve Edebiyatını kazanıp okulu dondurup öyle Amerika'ya yola çıkmıştım. Üniversitede de Japonca okuyunca mutlaka yolumun Uzak Doğuya düşmesi gerektiğini biliyordum, o yüzden buraya ilk geldiğimde çoooook mutluydum ve hedefe ulaşmanın gururu vardı üzerimde. "Haydi bakalım yeni şeyler deneyimlemeye" içgüdüsü vardı hep.

"Gurbet bana daha çok çalışma hırsı verdi"

Ülke değişikliğinin çalışma hayatına yansımaları neler oldu? İş ortamının uyum sağlamana (veyahut da sağlayamamana :) stres yok, hangimiz en zayıf halka gibi hissetmeden bir ömür sürebiliyor ki?) etkisini nasıl deneyimledin?

İlk Japonya deneyimim bir sene Tokyo'da olmuştu. Okul aktiviteleri, Japon arkadaşlıkları farklı gelmişti. Herkes işini severek ve düzgün yapıyor . Kaytarma yok. Zamanı zamanına. Ben bu disiplini çok iyi sindirdim, hâlâ üzerine çalışıyorum ve Ankara Üniversitesi'ne geri döndüğümde bölümdeki Japonoloji öğrenci topluluğumuzun başkanlığına seçildim. Japonya'da edindiğim bütün bilgileri kendi topluluğumuza uyarlamaya çalıştım. Son senemdi. Hem burs sınavlarına hazırlanıp proje sunmak, hem tez yazmak, hem de başkanlık, hepsi çok zordu gerçekten. Geri dönünce nasıl başardığımı ben de anlamıyorum. Demek ki gurbet bana daha çok çalışma hırsı, daha çok fırsatların olduğunu bilme fırsatı verdi ki asla pes etmedim istediğim bir şeyi elde etmek için.

"Türkiye'de daha zor arkadaşlık kuruyorum nedense"

Arkadaş edinmek ve kendi sosyal çevreni kurmak ne kadar kolay (ya da zor) oldu? Kendi background'un, kişiliğin ve bulunduğun yer bu denklemde nereye oturuyor?

Arkadaşlık edinmede hiç zorluk çekmedim. Ben Türkiye'de daha zor arkadaşlık kuruyorum nedense. Sosyal olmayı yeni şeyler öğrenmeyi sevdiğimden, kolaylıkla adapte olabilirim yeni kültürlere. İlk adımı da çoğu yerde ben atarım.

"Disiplinli, çalışan, hayalleri olan insanlarla görüşmeyi severim"

Türkiyeli diğer expat'lerle iletişiyor musun? "Hiç çekemem, benden uzak olsun"cu musun, yoksa "bazen beni sadece bir Çorumlu anlayabilir"ci mi?


Görüştüğüm insan kısıtlıdır. İdealleri bana yakın gelen, disiplinli, çalışan, hayalleri olan insanlarla görüşmeyi severim. Onun dışında param olsun, sadece eğleneyim gezip tozayım expat'lerden uzak dururum açıkçası yalan yok :) Görüştüklerim evet var ama dediğim gibi fazla değil.

Bukatsu ile Saakuru'nun farkları...


Gurbetle sıla karşılaştırması yapacak olsan? Kültür olur, iş etiği olur; hangi bakımdan karşılaştırmak istersen...

İşte çok sabırlılar. Elleri ayaklarına dolandıkları zaman bile güler yüzlü ve saygılılar Japonlar. İnsanları kendi kişisel sorunları yüzünden asla iş ortamında rencide etmezler. Konu işse o ayrı, sert davranabilirler ama tutup da dün eşimle kavga ettim bugün sana patlayayım olayı yok. Tabi altını çizmek isterim, ben sadece part-time iş yapıyorum fazla deneyim yok, bir şirket nasıldır bilmiyorum.

Okulda farklı bulduğum örneğim ise şu :

Japonya’da her okulda kulüp aktiviteleri var. Hemen hemen her öğrenci, eğitim yılı boyunca bunlara katılıyor. Yapmayan da var. Peki nedir bizdekinden farkı dersek, kulüp kavramı burada ikiye ayrılıyor: Birisine BUKATSU, diğerine SAAKURU diyorlar. 

Bukatsu’yu bir şirket gibi düşünün. Sıkı, disiplinli olmayı ve zorunlu katılımı gerektiriyor. Sorumluluklar paylaşıldığı için, akla esince gitmemezlik yapamazsınız. Yapacaksanız girmemelisiniz. Kurum gibi, düzenli olarak 4 yıl bukatsu yapıp, üniversite sınavlarına girmeden bukatsu aracılığıyla üniversiteye geçiş yapanlar var. 

Saakuru ise bizdeki klüp aktivitesi gibi. Hobiniz varsa girip arkadaş edineceğiniz, kafa dağıtabileceğiniz bir ortam. Akla gelmeyecek türde aktivite var. Ben bir sene Kyudo, iki sene binicilik dalında Bukasu yaptım. Öyle indim bindim, atı sevdim değil iş :) 

Boks temizleme, tımar, nal temizleme, yem verme, günün farklı saatlerinde kontrole gitme ve bazen gece ahırda yatıya kalma görevleri var. Buluşma saati sabah 6’da! İlk ders saati gelene kadar antremanı bitirip atı cillop gibi yerine koymalısınız. Yarışlar varsa sabah 4’te buluşma! Gitmemezlik yaparsanız görev dağılımı olduğundan sistem çökebilir, tıpkı bir yaprağın karınca sürüsünün ortasına düşüp bütün düzeni alt üst etmesi gibi…

"İlk önceliğim, ülkemizi doğru dürüst temsil etmek" 


Gurbetteyken TR'de olup bitenlere nasıl bir mesafede duruyorsun? Ülke gündeminin kendi hayatına yansımaları neler oluyor?

Son zamanlarda yaşadıklarımız beni çok üzdü. Özellikle uzaktan bakmak ve kendi insanımla aynı ortamda olanlara şahit olamamak, belki deli misin diyebilirsiniz ama, çok acı verici. Ağlayarak uyandığım, saat farkı dolayısıyla haber izlemekten okula uykusuz gitmişliğim var. Zaten her zaman takip etmeliyim çünkü sürekli soruluyor. Japonlar'a doğru cevap verebilmek lazım.Hangimiz verebiliriz orası ayrı... Gelecekte yapmak istediğim şeylerin değişmesine ve başka yönlere kaymama da sebep oluyor tabi ki ülkenin durumu ama ilk önceliğim, yurt dışında nerede olursam olayım ülkemizi doğru dürüst temsil etmek.

"'Ay asla yapamam' dediğiniz şeyi yapın" 


Diğer expat'lere ya da adaylarına, "ben ettim sen etme" ya da "sen de yap güzel oluyor" yollu önerilerin?

Ben ettim sen etme durumu asla yaşamam. Ettiysem bir şeye yaramıştır. Diğer expat'lara önerim de bu düşünceyi edinip zamanlarının kıymetini bilip yeni kültürler deneyimlemeleri, utanmadan korkmadan. Özellikle de uzun süreli gurbetçilerse eğer, çevre ülkeleri de görmeliler ki burdaki komşuluk durumları nasıl, bizle kıyaslama yapsınlar. Oldukları gibi olup arkadaş edinmeye baksınlar çünkü o zaman kurulan arkadaşlıklar sürüyor. İnsan her yerde aynı çünkü. Son olarak da "ay asla yapamam" dedikleri şeye cesaret edip yapsınlar.

Damlaya Damlaya Japonya

Başka bir çift söz? (teklif var, ısrar yok)

Yeni bir kanalım var Japonya'da deneyimlerimle ilgili. Japonya'yı severlerine tanıtmayı hedeflediğim. Beni takip ederseniz ve desteklerseniz çok sevinirim, kanalı büyütmek istiyorum çünkü amacım sadece Japonya tanıtımı değil Japonlara kendi ülkemizi de tanıtabilmek. Tabi onu da Japonca videolar çekip koyarak yapacağım her vatana dönüşte. Turizmin gelişiminde bir faydam olur belki belli mi olur? Japonlar zaten çok seviyor ülkemizi de, insanımızı da, yemeklerimizi de :) Linki de bu : https://www.youtube.com/channel/UCnkvYy5Mhh2BuKGCuk4Pqhg

Sayfanızı da çok beğendim başarılar!

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Evlilik nasıl gidiyor?

Uppsala'dan Fulden

Onlar expat de biz gurbette miyiz?