New York'tan Yıldız

Gurbet Veri Bankası açıldı! Türkiyeli expat'ler gittikleri ülkelerde neler yaşar, bunun bilgisini toplamaya başladı. Eğer siz de deneyimlerimizin bir aradalığını önemsiyorsanız şu bağlantıda bulacağınız soruları yanıtlayıp bana (omer.ottesen@gmail.com) gönderin!


"İmkansızlık hissi yok denecek kadar az"


Veri bankamız yavaş yavaş büyümeye başladı, ne dersiniz? Brüksel'den Happy Valley'e, Shenyang'dan Amman'a yurtdışındaki farklı hayatların izinden giderken şimdi sırada New York var. "Benim için New York’u yaşanılası kılan en önemli şey, kendimi burada daha önce hiç olmadığım kadar özgür hissetmem" diyen Yıldız, Big Apple'daki iş ve sosyal hayatına dair samimi paylaşımlarda bulunuyor.

Kimsin, nesin? Nerede, ne zamandan beri yaşarsın? Neyle iştigal edersin?

İsmim Yıldız. New York’a düştüğümden beri güneşin etrafında 4 kere döndü dünya :) Icahn School of Medicine at Mount Sinai’da Moleküler Biyoloji alanında doktora yapmaktayım.

"İngilizce'yi her gün yeniden keşfediyorum"

Yolun gurbete düştüğünde ilk olarak neler hissettin? Yeni bir ülkede olmanın duygu durumu sende nasıl karşılık buldu?

Daha önce Avrupa’da çeşitli şehirlerde kısa süreli yaşamış biri olarak gurbetçi olma konusunda bir fikrim vardı, fakat Yeni Dünya’ya ayak basışımla yeni bir hayata da adım attım diyebilirim. New York’u seçmemin sebebi büyük şehir tutkunu olmam ve dilini konuşabildiğim bir ülkede yaşamak istememdi, fakat buraya geldiğimde farkettiğim ilk şey kendimi ana dilimdeki kadar rahat ifade etmenin umduğumdan çok daha fazla zaman alacağıydı. Günlük etkileşimlerde çoğu kez anlaşılamamaktan ya da yanlış anlaşılmaktan –ya da absürt duruma düşmekten- korktuğum için söylemek istediklerimi içimde tuttuğum oldu, fakat zamanla bu kaygılardan kurtulup daha pragmatist bir konuma geldim diyebilirim.

Benim için burada yaşamak demek, İngilizce’yi her gün yeniden keşfetmek demek -dillere özel ilgisi olan biri olarak bu durum aslında hoşuma gidiyor. Bu söylediklerim işin sadece dil boyutu, tabii ki kültürel farklılıklar dilden çok daha öteye gidiyor. İnsan ilişkilerinde ister istemez daha önceden alıştığınız dünyanın getirdiği beklentilere giriyorsunuz, fakat zamanla kültürel veya kişisel farklılıklara alışıp bunları normalleştiriyorsunuz, sağlıklı olan da bu sanırım.

"'Yapamıyorum' yerine 'nasıl yapabilirim' ağır basıyor"

Ülke değişikliğinin çalışma hayatına yansımaları neler oldu? İş ortamının uyum sağlamana (veyahut da sağlayamamana :) stres yok, hangimiz en zayıf halka gibi hissetmeden bir ömür sürebiliyor ki?) etkisini nasıl deneyimledin?

Şu ana kadarki tecrübelerim doğrultusunda şunu söyleyebilirim ki burada insanlar işlerini ciddiye alıyor ve bir şeyleri ertelemekten çok hedefe yönelik hareket ediyorlar. "Yapamıyorum" yerine "nasıl yapabilirim" ağır basıyor ve imkansızlık hissi yok denecek kadar az. Genel olarak etrafımı oldukça başarılı insanlarla çevrili görüyorum ve bu durum her gün bana bilim için yeterince iyi olup olmadığımı sorgulatıyor, daha iyiye gitmek için ilham veriyor. Çalıştığım laboratuvar konusunda şanslı ve şanssız hissettiğim noktalar var. Şanslıyım ki çalışma saatlerim esnek ve aslında bana iş yükü konusunda direk baskı uygulayan kimse yok, o yüzden görece rahat bir doktora süreci geçiriyor olduğumu söyleyebilirim. Şanssız hissettiğim noktalar daha çok kişilerarası ilişkilerin yeterince sağlıklı olmamasından kaynaklı, ki bu da aslında kültürel ve kişisel farklılıklar başlıklarına dahil edilebilir.

"'Arkadaş' edinmek çok kolay olmadı"

Arkadaş edinmek ve kendi sosyal çevreni kurmak ne kadar kolay (ya da zor) oldu? Kendi background'un, kişiliğin ve bulunduğun yer bu denklemde nereye oturuyor?

"Arkadaş" edinmek çok kolay olmadı. Aslında cevap "arkadaş"ı nasıl tanımladığınıza da bağlı. Burada insanlarla başlangıçta iletişime geçmek, tanışmak, ahbap olmak çok kolay; insanlar konuşkan, girişken ve pozitif. Burada yaşamaya başladığımdan beri çok fazla insanla tanıştığımı farkediyorum, fakat aynı insanları çevrenizde tutmak ve insanlarla devam eden ilişkiler kurmak o kadar kolay değil –en azından benim için öyle olmadı. Hayatı boyunca ikili ilişkilerde daha başarılı olmuş biri olarak burada da benim için değerli bireysel arkadaşlıklar kurabildim, fakat sağlam bir arkadaş ağımın olduğunu düşünmüyorum maalesef.

Arkadaş edinmek konusunda nereden gelmiş olduğunuz elbette ki çok önemli, hem sizin insanlara bakışınızı hem de insanların size bakışını etkiliyor. Her ne kadar aksine inanmaya çalışsak da birçok insanın kafasında ülkeler veya kültürlerle ilgili belli başlı –değişime tabi- algılar olduğunu düşünüyorum. Benim kurabildiğim anlamlı ilişkiler daha çok dinlemeyi bilen ve farklılıklara açık kişilerle oldu –bu noktada kişisel tercihler de fark yaratıyor o yüzden genellemeler yapmak çok kolay değil.

Türkiyeli diğer expat'lerle iletişiyor musun? "Hiç çekemem, benden uzak olsun"cu musun, yoksa "bazen beni sadece bir Çorumlu anlayabilir"ci mi?

Daha önceden tanıştığım fakat yakından tanıma imkanı bulamadığım bazı Türk arkadaşlarımla yollarımız New York’ta kesişti ve onlarla iletişimimi koparmamaya çalışıyorum. Açıkçası benim için bir kimsenin Türk ya da yabancı olmasından ziyade, o kimseyle belli bir seviyede iletişim kurabilmem önemli. Türklerle anlamlı bir iletişim kurabilme ihtimali dil ve kültür paylaşımından dolayı daha yüksek olabilir, ama öyle olmak zorunda değil her zaman. Amerika veya Avrupa’da yaşayan Türk arkadaşlarımla sık sık görüşmeye çalışıyorum ve onların yaşam tecrübelerini duymaktan keyif alıyorum, şanslıyız ki teknoloji bunu mümkün kılıyor.

"Hangi dilde konuşursanız konuşun, ne giyerseniz giyin, nasıl yürürseniz yürüyün insanlar sizi yadırgamıyor"

Gurbetle sıla karşılaştırması yapacak olsan? Kültür olur, iş etiği olur; hangi bakımdan karşılaştırmak istersen..

İş etiği hakkındaki gözlemlerimden yukarıda bahsettim aslında. Kültürel karşılaştırmalar yapmak görece zor, çünkü New York’ta çok farklı kültürlerden gelen insanlar yaşıyor. Ben bu farklı kültürlerin birbirleriyle yeterince etkileşemediklerini ve sık sık kendi korunmuş alanlarını oluşturduklarını düşünüyorum. Genel olarak New York çok yoğun bir şehir, burada zaman çok hızlı akıyor ve insanların birbirlerine ayırdığı vakti, dikkati ve enerjiyi sınırlıyor. Benim için New York’u yaşanılası kılan en önemli şey ise, kendimi burada daha önce hiç olmadığım kadar özgür hissetmem. New York’ta dünyanın dört bir yanından insanlar aynı sokakları paylaşıyor, dolayısıyla alışılmış bir New Yorker imajı yok. Hangi dilde konuşursanız konuşun, ne giyerseniz giyin, nasıl yürürseniz yürüyün insanlar sizi yadırgamayacaktır, bu durum aynı şekilde ifade özgürlüğünde de karşılık buluyor.

Gurbetteyken TR'de olup bitenlere nasıl bir mesafede duruyorsun? Ülke gündeminin kendi hayatına yansımaları neler oluyor?

Açıkçası haber takip etme konusunda oldukça kötüyüm, bu kişisel bir sorun. Buna rağmen New York’a ilk geldiğim zamanlar Türkiye gündemini az çok takip ediyordum, özellikle Gezi protestoları sırasında neler olup bittiğini yakından izledim. Gezi eylemleri sonrasında ülkenin içine düştüğü durumun getirdiği karamsarlık ve tüm olan bitenden uzakta olmanın getirdiği rahatlıkla Türkiye gündemine daha mesafeli kaldım diyebilirim, daha çok Amerika ve dünya gündemini takip ediyorum.

"Yurt dışında yaşamak getirileri ve götürüleri olan bir yolculuk"

Diğer expat'lere ya da adaylarına, "ben ettim sen etme" ya da "sen de yap güzel oluyor" yollu önerilerin?

Yurt dışında yaşamak getirileri ve götürüleri olan bir yolculuk ve daha çok bir süreç, bu yüzden kısa süreli yargılara varmaktan ve ayrıntılara takılmaktan çok uzun vadede değerlendirmek gerek bu yolculuğu. Hayat seçimlerden ibaret ve bir şeyleri seçmek her seferinde bazı şeyleri seçmemek anlamına geliyor. Benim kendime ve diğer herkese tavsiyem bardağın dolu tarafından bakmak sanırım.

Başka bir çift söz? (teklif var, ısrar yok)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Evlilik nasıl gidiyor?

Uppsala'dan Fulden

Onlar expat de biz gurbette miyiz?