Uzay boşluğunda hasretlik

Güle oynaya karşılamıştım bu yaz olup biten ne varsa. Düğünümüzü, balayımızı, yeni bir ülkeye taşınmamızı hep eğlenceli anılar olarak görmüştüm. Hele ki Angara'dan ayrılma konusunda taviz vermemiştim. Ne yapacaktım ömrümden ömür çalan egzoz kokulu gri başkenti?

Arkadaşlara veda gecemizde başıma perde geçirilip Yüksek Yüksek Tepelere söylenirken gözümden yaş gelecek gibiydi aslında ama o da bir tanesi başımı tutup sarsınca gerisin geri kaçmıştı. Çocukluğumdan beri 2-3 yılda bir şehir değiştirmiş bendenize çelme takan Angara'dan ayrılma vakti artık gelmişti. Gözyaşına yer yoktu.

Ama işte hayat sürprizlerle dolu. Alışkanlığın henüz yumuşatamadığı köşeleri özlem duygusu mesken ediniyor. Bir anda hıçkıra hıçkıra ağlarken buluyorsun kendini sırf kocan gittiğiniz yeni bir kafeyi eskiden gittiğiniz başka bir kafeye benzetti diye. Kava "yeni Lungo" değil ama ağlamak kesinlikle iyi geliyor.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Evlilik nasıl gidiyor?

Aslı Erdoğan: İnsanlar ölürken Bach açıp güzel cümleler yazamıyorsun