Kayıtlar

Ürdün'ün Taşı Toprağı etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Amman'da gitmeniz gereken 13 mekân

Resim
Bir şehri keşfetmek, turist tuzaklarının dışında kendine has mekânlar bulmak zaman alıyor. Ürdün'ün başkenti Amman'da 2 yıla yakın yaşamanın ardından buraya gelecekler için naçizane bazı mêkan önerilerim var. Toplu taşımanın neredeyse hiç olmadığı bu güzide şehirde herkes gibi taksiye atladıysak turumuza başlayabiliriz, yallah! Ed-Duvvağr İl-Evvel / The 1st Circle / 1. Göbek  Amman göbek göbek. Perşembe akşamları, haftasonunun gelişiyle piyasa yapanlarla dolup taşan Rainbow (Gökkuşağı) Caddesi'nin başı 1. Göbek'te, sonu ise, merdivenlerden inmeniz suretiyle, Amman'ın Ulus'u diyebileceğimiz El-Balad'da. 1. Göbek'ten 8. Göbek'e kadar yolunuzu çok rahat bulabilirsiniz ama kaldırım fakiri kentte çıkıp dolaşmaya uygun yerlerin en başında 1. Göbek ve Rainbow Caddesi geliyor. İşte o bölgeden bazı öneriler: Jordan River Foundation Showroom Ürdün Nehri Vakfı kapsamında yürütülen projelerde, ülkenin farklı bölgelerinden kadınların geleneksel el işler...

Islamic gardening

Resim
Here is an example of Islamic gardening in the upper crust Abdoun neighbourhood in the Jordanian capital. It reads Allah in Arabic letters. At least it feels less intrusive than kids following and asking me if I'm a Muslim or Christian because I'm wearing shorts. If I were to stay in Amman for one more year, I would've definitely improved the spelling with an addition of sheddah and alif on the second lam :) See: الله

İsveç'ten gelen Arap müziği: Tarabband

Resim
"Barış ve esenlik üzerinize olsun, ve üzerimize..." sözleriyle başladı konser. "İsveç'ten gelen Arap müziği" Tarabband'ın solisti Nadin Al Khalidi, "teröristlerin gizli cümlesi" olarak algılandığını söylediği "selâmün aleyküm"le barış çağrısını yeniledi. " Sonra görüşürüz, Irak'ta " ile mültecilerin hikâyelerini şarkılarına taşıdıklarını anlattı. Arapça, İngilizce, İsveççe ilerleyen şarkı arası sunumlarda politik mesajların ardı arkası kesilmedi. "Ya reis" çalmadan önceydi beni en çok etkileyen: "Ya reis, ne istiyorsak onu giyelim, kimi istiyorsak onla evlenelim; hayallerimize, içtiğimize, oyumuza bile karışma!" Tanıdık geldi, dimi? Duvarlarında Ürdün Haşimi Kraliyet Ailesi'nden resimlerin asılı olduğu Kültür Sarayı'nda seyircinin enerjisi ortamdaki resmiyeti kırdı. Birbirinden farklı alkış biçimleriyle hareketi başlatan, bizim de oturduğumuz sol üst balkona alttaki salondan gençler gelmey...

Mahbas: Kızımı Suriyeliye vermem!

Resim
Erkek kardeşini 20 yıl önce Suriye'nin attığı bir bombayla kaybeden Lübnanlı bir anne, kızının Suriyeli damat adayını kabul edebilecek midir? Lübnanlı yönetmen Sophie Boutros'un ilk filmi Mahbas (Tektaş), kardeşini kaybetmenin ardından Suriye'ye dair ne varsa nefret eden bir kadının, kızının bir Suriyeliyi sevmesini öğrenmesiyle yaşadığı duygusal çalkantıyı komediyle anlatıyor.  Yabancısı olduğumuzu konular değil; "kızımı Aleviye/Kürde vermem" gibi cümleleri eminim duymuşsunuzdur. Hayatımızın bu kadar içindeki gerilimleri komediyle ele almaktan daha güzel bir yol olabilir mi? "Didaktikliğe kaçmadan meseleyi tartışmaya açmak için en güzel yolun kendimizle dalga geçmek olduğunu düşündük," diyor yönetmen. Kendisi de Lübnan'ın 1976'dan 2005'e kadar süren Suriye işgali altında doğan Boutros, filmin ana karakterinin 50 yaşın üzerindeki Therese olmasının bölgedeki filmlerde yaygın olmadığının altını çiziyor.  Film bir aşk hikâyes...

Kızıl Deniz'in Ürdün yakası: Akabe

Resim
Ürdün, benim için, kuzeyiyle doğa yürüyüşü, orta-güneyiyle kaya-çöl, Kızıl Deniz'iyle de Antalya demek. Ülkenin en güney noktası Akabe,  deniz-kum-güneş -ve sualtı dalışı!- tatili yapmak isteyenlerin Orta Doğu'da önde gelen tercihleri arasında. Gel binelim benim otomobileee! Başkent Amman'daysanız, sakın ha uçakla Akabe'ye gitmeyin derim. Havalimanına gidişti, bekleme süresiydi, uçuştu derken bizim gibi zırt pırt ihtiyaç molası veren bir çift bile 4 buçuk saatte denizi görebiliyor çünkü (ayrıca bu sayede daha küçük bir karbon ayakizi bırakacaksınız). Ama Ölü Deniz yolunu seçin ki her daim buğulu görüntüsüyle muhteşem bir manzaranız,  Vadi Mujib 'de bir soluklanma şansınız olsun; kayaların giderek yükseldiği, çöl kumlarının hâkim olduğu ortam sizi hepten kâşif moduna soksun. Petra ve Vadi Rum'un görece yakınında konumlanan Akabe'yi de katarak kısa süreli bir turistik üçgen çizebilirsiniz. Akabe ya da tarihî adıyla Ayla, Ürdün ekonomisine ticaret...

Dillerden düşmeyen 12 Arapça ifade

Resim
Dil öğrenmenin belki de en güzel yanı, daha önceden kullanmadığınız yeni ifadeler edinmek. Hani "tercüme edilemeyen sözcükler" listeleri oluyor ya, orada aslında "çevrilemeyen", kültür ve gündelik yaşam. Sofrayı kurduktan sonra misafirlere "please, help yourself" demenin Türkçede bir karşılığı yok mesela; "buyrun, çekinmeden alın yemeğinizi" deseniz bile bu ne kadar kullanılıyor, anlamı ne kadar karşılıyor? Ya da yemeği yapana muhakkak dediğimiz "ellerine sağlık". Emeğe minnet duymanın ifadesi türlü türlü, haliyle Norveçliler sofradan kalkarken "takk for maten" diyor, "yemek için teşekkürler." Ürdün'de yaşamaya ve Arapça öğrenmeye başladıktan beri dilimin bir parçası olan, bunları bilmeyenlerin yanında kullanamadığım için eksikliğini duyduğum yaygın ifadeler var. Bazılarına Türkçeden aşina olduğumuz ama farklı kullanılan bu ifadeleri sizlere tanıtmak, beraberindeki kültürel kodları açıklamak istiyorum. Yallah...

Ürdün'ün poşet bağları

Resim
Üniversitede bir arkadaşım, açık ağızlı poşet görmeye dayanamadığını söylediğinde çok şaşırmıştım. Bir yandan moleküler evrim, organik kimya derslerine çalışırken diğer yandan poşetler kendisini yutup doktora hayallerini havasızlığa mahkum etmeden o poşetlerin ağzını büzüveriyordu. Saplantılı poşet karşılaşmalarımın bir diğerini beyimle yaşadım. Her market alışverişi dönüşü, istisnasız ve asla üşenmeden, her bir poşeti tezgahın üzerinde iyice düzleştirip katlıyor çünkü. Evimize gelen temizlikçi de bundan o kadar etkilendi ki artık kendi evinde de poşetleri katlamaya başladığını anlattı. Tam bir Marie Kondo - Spark Joy anıydı. Ürdün'de yaşamaya başladıktan beri de market poşetleri birkaç sebepten ötürü yeniden gündemime oturdu. Öncelikle şunu söyleyeyim, Ürdün'de hemen hemen her markette alışveriş sonrası poşetlerinizi açıp dolduran çalışanlar var, siz hiçbir şeye elinizi sürmüyorsunuz. Haliyle kaç poşet kullanılacağına dair ciddi bir söz hakkınız olmuyor. Kuzey Avrupa'n...

Neden, Nasıl ve Nerede Arapça Öğrenmeli?

Resim
"Arapça öğrenmek istiyorum" dediğimde "ya n'apıcan, bırak Allasen" ile "zor dil ya, nası öğrenicen" ağırlıklı tepkilerle karşılaşmıştım. Beyimle Ürdün'e taşınmamızın üzerinden 1,5 yıl geçti ve o tepkilere kulak asmayıp çalıştığım için şu an orta düzey Arapça biliyorum, daha da ilerletmeyi umuyorum. Bu yazıda Arapça öğrenirken nasıl bir yol izlediğimi, Ürdün'de gittiğim kurslara dair görüşlerimi ve naçizane tavsiyelerimi paylaşmak istiyorum. Neden Arapça öğreneyim ki? İngilizce sonrası yeni bir dil öğrenmek isteyen arkadaşlar öncelikle iş olanakları için Arapça öğrenebilirler. Özellikle göç ya da insani yardım alanında çalışmak istiyorsanız dil bilginiz sizi bir adım öne taşıyacak, unutmayın. Ayrıca Arap dünyasıyla giderek artan ticari ilişkiler de dil bilmenin önemini artırıyor.  Ya alfabesi zor, nasıl okuyacam öyle eciş bücüş! Hiç bilmediğiniz bir alfabeye geçmek başta dille aranızda bir mesafe yaratabiliyor, evet; ama ...

Sıpa Vadisi: Wadi Himara

Resim
"Ürdün'de yaşıyorsun sen, öyle mi?" diye sordu bana ta yıllar evvelinden tanıdığım bir çocuk, İzmir'de bir partide. Vurgusundan Ürdün'de ikamet edip etmediğimi değil de, orada hayat olup olmadığını sorar gibiydi. Haberlere pek konu olmayan, "Orta Doğu'nun Nabzı" Al-Monitor'da bile kendisine ait bir başlık bulunmayan bir ülke Ürdün. Haliyle pek bilinmiyor. Bilenler de Petra ve Ölü Deniz'i biliyor. Türkiye'yi Kapalıçarşı ve Antalya'dan ibaret sanan turistleri getirin gözünüzün önüne. Aynen öyle. Halbuki Ürdün benim için doğa güzellikleriyle dolup taşan bir yer. Amman'dan 1 saat uzaklıkta harika manzaralar eşliğinde hiking yapabileceğiniz pek çok nokta bulunuyor. Daha önceden yazdığım Wadi Mujib ya da Aclun kadar meşhur olmasa da geçtiğimiz Cuma günü 2. kez gittiğim Wadi Himara ya da Sıpa Vadisi de kendine has bir yer (Hümeyra sıpa demekmiş ayol!).  Gece üşüyen Türk ile gündüz üşüyen Norveçlinin maceraları Günübirl...

Feynan'da bir cift sıcağı

Resim
Haftasonu beyimle Ürdün'ün güneyine, Feynan Ekopansiyon'a gittik. Bedevi köyü, başkent Amman'a yaklaşık 300 kilometre uzaklıkta. Kraliyet Doğa Koruma Cemiyeti'nin yaklaşık 10 yıl önce kurduğu bu pansiyon, yerel halkı ve kültürünü doğanın içinde sürdürülebilir tatil yapmak isteyen ziyaretçilerle buluşturuyor. Odalarda elektrik ya da internet yok, yemekler ise tamamen etsiz. Peki, biz ne demeye onca yol geldik? Pansiyon, kuş uçmaz kervan geçmez bir yerde ama birbirinden güzel kuş sesleri eksik olmuyor, verandaya çıktığınızda yavru köpek Kris ayağınızın dibinde oyunlar oynuyor. Bitki içeceğinizle şöyle bir soluklandıktan sonra günbatımında yürüyüş yapıyorsunuz. Rehberiniz doğduğu yeri "ha şu taş" diye gösterebilen gerçek bir Bedevi. Gelip geçen keçileri ailelerin artık maddî getirisinden çok misafirlere ikram maksatlı beslediklerini anlatıyor. Köydeki okul, konargöçer aileleri kış aylarında yamaçlarına topluyor. Mum ışığında akşam yemeğimizi yerken hava k...

Bir partinin tatlı yorgunluğu

Resim
Amman'da gece hayatı gece gece kahve içmekten ibaret sanırken dün gece kendimizi muhteşem bir konser/partinin ortasında, bir elimizde Carakale birası, öbür elimizle de Filistin için zafer işareti yaparken bulduk. Ürdünlü indie grup Autostrad, Canvas adlı bir mekânda "sahne aldı". Ne grubu, ne mekânı biliyoruz; ama belli ki şehirden ve potansiyelinden umudumuzu hâlâ kesmemişiz. Çok da iyi etmişiz; çünkü Amman'daki bir buçuk yılımızın en eğlenceli gecesini geçirdik.  Bir kere bünyemiz artık alışmış muhafazakâr yaşamın kodlarına, el ele tutuşan çift görünce şaşırıyoruz, öpüşen çift görünce birbirimize işaret ediyoruz. Lezbiyen çift görünce hele deliye dönüyoruz, başörtülü kadınların platformlar üstünde dans etmesiyle büyüleniyoruz. Falan.  Buraya kadar evet, bilindik şeyler. Ama beni esas şaşırtan (klasik bir Türkiye karşılaştırması yaparaktan) insanların chill-ötesi halleri oldu. Herkes eğlenmeye, tanışmaya kaynaşmaya gelmiş. Çocuğun teki birden önümüze at...

Konfor Alanı Dışına Vizesiz Turlar: Aclun

Resim
Geçen haftasonu bir hareketlenme, yer değiştirme isteğiyle günübirliğine kuzey batıya, Amman'a 76 km mesafedeki (sağol wiki) Aclun'a gittik. Kalesiyle, doğa koruma alanıyla meşhur, sıkça gidilip görülen bir yer olarak bildiğim bu şehri ziyaret ettiğimizi Ürdünlülere anlattığımda tepkiler "nasıl yani? tek başınıza? yolu nasıl buldunuz?" yönünde oldu, garip doğrusu (sağol gugıl). İlk durağımız Aclun Kalesi, benim gibi kalesevmezler için bile etkileyici bir mekân. 12. yüzyılda inşa edilen kale, orta çağ Arap askerî mimarisinin bir örneği(ymiş). Hem Suriye-Ürdün ticaret hatını, hem de Haçlılara karşı bölge halkını/dini? korumakta kullanılmış. Okçuların konuşlandığı yarıklar benim en sevdiğim yeri oldu. Ayrıca tepesine çıktığınızda Orta Doğu'nun göbeğinde olmaktan ötürü "bak şu taraf Suriye", "bak şuralar Vaad Edilmiş Topraklar" şeklinde laflar edebiliyorsunuz. Aclun'un bizler gibi ecnebilerin nezdinde değer kazanmasının bir diğer nedeni i...

A-acayip bir Vadi Mujib

Resim
Malumunuz Batı hayranlığımız çok eskilere uzanıyor. Her ne kadar neo-Osmanlıcılık oynasak da merakımızın uzamı Avrupa-Amerika sınırlarını aşamıyor. Haliyle bendeniz ev geyinin geçiş ülkesi Ürdün'e dair gelen sorular üçüncü ülkesi Norveç'e dair gelen soruların mini minnacık bir oranında kalıyor. Ama bu mavi göz sevdası insana neler neler kaçırtıyor! Kaçıranlar ve meraklılar için Vadi Mujib'den bahsetmek istiyorum. Kurban Bayramı tatilinin başında beyim ve ben Kraliyet Doğa Koruma Cemiyeti'ne (RSCN) bağlı Vahşi Ürdün Merkezi'nin (Wild Jordan Center) düzenlediği bir turla gittik bu a-acayip vadiye. Amman'dan minibüsle 1 buçuk saat süren bir yolculukla Ölü Deniz'e (aka Lut Gölü) bakan şalelerimize yerleştik. İlk gün akşamüzeri dünyanın bu en derin denizi/gölünde, yüzde 34 tuzluluk oranında asla batamayarak cildimize şifa getirsin diye zaman geçirdik. Ardından yemeklerimizi yiyip ateş başında çaylarımızı yudumladık, danslar ettik (Amerikalı gençlere Roman havas...

Kristmıs Ammani

Resim
Hayatındaki ilk Kristmısı geçen yıl kaynanasının evinde yaşamış biri olarak Ürdün'deki (bundan bir ay kadar önce başlayan) Kristmıs çılgınlığına başta bir anlam verememiştim. Türkiye'de yeni yıl kutlamalarına bile laf edenler olduğundan öyle ulu orta "haydi Noel'e, haydi kurtuluşa" süsleme-kutlamalarını "bir Orta Doğu ülkesi"nde beklemiyordum. Markette çalan Noel ilahilerinden tutun da ciminden kafesine her köşede bulunan Noel ağaçlarına, ha bir de camlardaki haç süslemelerine kadar tam teşekküllü Kristmıs kutluyoruz burada. "Santa, neredesin?" diye soruyor resimde. Dozan wa Awtar adında bir koronun konser posteri bu. Şimdi bloğumun başına geçme sebebim de 1 saat önce, tıpkı İzmir'de makineyle lokma döktükleri gibi makineden dökülmüş leziz falafellerle uğurlandığımız "Kristmıs Ammani" adlı konserden hoşuma giden ayrıntıları yazmak istemem. "Jingle bells, jingle bells"ler halaylar, mendillerle açıldı, davullar darbuk...

İstanbuliyye

Resim
Geçen hafta başlayan yoğun Arapça kursumda son sürat ilerlerken bugün sınıf arkadaşlarımdan birinin getirdiği tatlı sayesinde yeni bir kelime -daha- öğrenmiş oldum. Başka bir sınıf arkadaşımın "kuru Irak baklavası" olduğunu iddia ettiği bu "hurmalı kurabiye"den ev için daha fazla almak üzere ders çıkışı ilgili dükkana gittiğimde "aa tel kadayıf da varmış" oldum. Türkiye'den gelmenin prim yaptığı bir ülkede bulunduğumdan "Ana min Turkiyye" diye başlayan muhabbetlere gönül rahatlığıyla sıkça girebiliyorum. Dükkan sahibiyle aramda geçen tatlış (helva) sohbetten aklımda tel kadayıfın Arapça ismi olmasa da buralardaki lâkâbı kaldı. Hapur hupur Berliner yerken "anne bizim niye yok?" olduğum böylesi bir adlandırmanın tel kadayıf için "İstanbuliyye" (Arapça İstanbullu-dişil) şeklinde vuku bulduğunda öğrendim. Feminen İstanbullu tatlımızdan bugün satın almasam da yine bugün katıldığım bir Filistin yemek atölyesi sayesinde künef...

Ölü Deniz

Resim
Sonunda arabamıza kavuştuk. Tank gibi, insan yolda uçuyor sanki ama bir yandan da güvenli hissettiriyor. Buralarda arabalar büyük ve lüks. Sokaklarda pek kaldırım da yok zaten, yürümek için çok uygun sayılmaz. O yüzden biz de atladık arabaya ve haftasonunu (Cuma-Cumartesi burda) Ölü Deniz'de geçirdik. Dünyanın en alçak noktasıymış Ölü Deniz. Rakım eksi 420 metre. Batı Şeria, İsrail ve Ürdün'e kıyısı bulunan bu yüzde 34 tuzluluk oranıyla yüzdürmeyen, yalnızca kaldıran denizden en çok İsrail ve Ürdün yararlanabiliyor. Filistinlilere yönelik kısıtlamalar olduğu için turizm Batı Şeria'da denizin bu yakasında olduğu gibi coşmamış. Otelimiz (Mövenpick), harika bir Orta Doğu mimarisi yakalamış. Her yeri kaplayan sarı taş bloklar, daha küçük taşların rastgele yerleştirilmiş izlenimi veren sıralanmasıyla oluşturulmuş gölgelikler, mekân içlerinde kullanılmış ahşap işlemeler, mermerler beni mest etti. Türkiye'de sanki modern olucaz diye diye ruhsuz mekânlar yaratılıyor. O...