Sıpa Vadisi: Wadi Himara

"Ürdün'de yaşıyorsun sen, öyle mi?" diye sordu bana ta yıllar evvelinden tanıdığım bir çocuk, İzmir'de bir partide. Vurgusundan Ürdün'de ikamet edip etmediğimi değil de, orada hayat olup olmadığını sorar gibiydi.

Haberlere pek konu olmayan, "Orta Doğu'nun Nabzı" Al-Monitor'da bile kendisine ait bir başlık bulunmayan bir ülke Ürdün. Haliyle pek bilinmiyor. Bilenler de Petra ve Ölü Deniz'i biliyor. Türkiye'yi Kapalıçarşı ve Antalya'dan ibaret sanan turistleri getirin gözünüzün önüne. Aynen öyle.

Halbuki Ürdün benim için doğa güzellikleriyle dolup taşan bir yer. Amman'dan 1 saat uzaklıkta harika manzaralar eşliğinde hiking yapabileceğiniz pek çok nokta bulunuyor. Daha önceden yazdığım Wadi Mujib ya da Aclun kadar meşhur olmasa da geçtiğimiz Cuma günü 2. kez gittiğim Wadi Himara ya da Sıpa Vadisi de kendine has bir yer (Hümeyra sıpa demekmiş ayol!). 

Gece üşüyen Türk ile gündüz üşüyen Norveçlinin maceraları

Günübirlik Sıpa Vadisi yürüyüşüne Nader Bikes'la katıldık. Experience Jordan ya da Tropical Desert kadar popüler olmasa da oldukça profesyonel bir ekip ve daha çok Ölü Deniz boyunca bisiklet turları düzenliyor. 

Amman'da hava soğuk diye mi bilmiyorum, vadiye giden yalnızca 10 kişiydik. Eğer Ürdün programınızda hava durumunu Amman'a göre değerlendiriyorsanız, Ölü Deniz için rahat bir 10 derece ekleyebilirsiniz. Genel olarak güneş gören yerde sıcak olan bir ülke olsa da vadide kayalıklar arasında gölgede kalan pek çok yer olduğundan şort-tişört gidilecek bir sıcaklık da yoktu henüz (Şubat başından bahsediyoruz! Ama geçen yıl aynı zamanlarda Kızıl Deniz kıyısında tüm gün güneşlenebilmiştik, çünkü güneyde).

Ürdün'ün en uzun şelalesiyle sonlanan Sıpa Vadisi boyunca 4 km yürüdük. Çok değil ama her adımınızı düşünerek, kayaları göz önünde bulundurarak atmanız gerektiğinden yorucu olabiliyor. Yolun bir noktasında da ipten bir merdivenle yukarı tırmanmıştık ki onda bile rehberlerimiz bize yardımcı oldu. Merdiven olmadan dolanarak tırmanmak mümkündür belki ama baya bir vaktinizi alabilir. 

Ben bu pozu daha çok veririm

Yolun sonuna gelindiğinde rehberlerimiz hemen ateş yakıp yemeği hazırladı. Soğan-biber-domates sosumuzla tavuk kızartması yanına da humusla yuvarlak ekmek. Üstüne bir de çay. Oh mis, içim ısındı valla! Fazla oyalanmamamız gerekiyor çünkü havanın biraz kararmasıyla o gölgelik yol oldukça riskli bir hale gelebiliyormuş. 

Arthur çocuk babasıyla birlikte bir çok hiking'e katıldığı için çok rahattı

Alt tarafı 8 km yürüdük ya, dediğimiz bir gün tatlı da olsa yorgunlukla kapanıyor ama şehir kabusundan uzakta olmak, "şu ne kuşu?", "kayalıklardaki farklı renkler hangi minerallere denk düşüyor?" gibi sorular sormaya başlamak insanı tazeliyor. 

Yaza kadar gitmeyi planladığımız yeni yürüyüş noktalarından yine bildirmek üzere!

Ürdün'de nereleri yazmışım bakalım:


Ay rezalet! Ne Wadi Rum var, ne Petra, ne de Akabe. Zaten biliniyor diye es geçmek istemem, bunları da kısa zamanda yazacağım umarım milletsss.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Evlilik nasıl gidiyor?

Aslı Erdoğan: İnsanlar ölürken Bach açıp güzel cümleler yazamıyorsun