A-acayip bir Vadi Mujib

Malumunuz Batı hayranlığımız çok eskilere uzanıyor. Her ne kadar neo-Osmanlıcılık oynasak da merakımızın uzamı Avrupa-Amerika sınırlarını aşamıyor. Haliyle bendeniz ev geyinin geçiş ülkesi Ürdün'e dair gelen sorular üçüncü ülkesi Norveç'e dair gelen soruların mini minnacık bir oranında kalıyor. Ama bu mavi göz sevdası insana neler neler kaçırtıyor! Kaçıranlar ve meraklılar için Vadi Mujib'den bahsetmek istiyorum.

Kurban Bayramı tatilinin başında beyim ve ben Kraliyet Doğa Koruma Cemiyeti'ne (RSCN) bağlı Vahşi Ürdün Merkezi'nin (Wild Jordan Center) düzenlediği bir turla gittik bu a-acayip vadiye. Amman'dan minibüsle 1 buçuk saat süren bir yolculukla Ölü Deniz'e (aka Lut Gölü) bakan şalelerimize yerleştik. İlk gün akşamüzeri dünyanın bu en derin denizi/gölünde, yüzde 34 tuzluluk oranında asla batamayarak cildimize şifa getirsin diye zaman geçirdik. Ardından yemeklerimizi yiyip ateş başında çaylarımızı yudumladık, danslar ettik (Amerikalı gençlere Roman havası gösterdim haha).

Ürdün kıyısından Ölü Deniz, Vadi Mujib sağda kalıyor

Ertesi sabah 9 buçukta Vadi Mujib Ziyaretçi Merkezi'ne gittik. Erken gitmekte fayda var çünkü tek seferde 140 kişinin girişine izin veriliyor, ayrıca içinden ırmak geçen bu vadi boyunca tırmanış yapacağınız için kimseleri beklemeden ilerleyebilirsiniz. Ben vadiye kesinlikle bir turla gidilmesi gerektiğini düşünenlerdenim. Nereden tırmanmanız, hangi taşa basmanız, dönüşte nerede kayarak, nerede taşlardan inmeniz gerektiği gibi pek çok konuda sizi bilgilendiren birinin olması güvenliğiniz için önemli. Vadide karşılaştığım iki Türkiyeli tırmanışı (Siq Patikasından gittiğimizi belirteyim) oldukça kolay bulduysa da girişte kask olmadan yalnızca can yeleği verildiği için özellikle dönüş kısmında başınızı çarpma riskinizin olduğu bölümlerde bir rehber imdadınıza yetişiyor.

Ziyaretçi merkezi kuul'luğu (bunu önceden çekmiştim, vadi ziyarete kapalıyken)

900 metreden deniz seviyesinin 400 metre altına kadar uzanan bu vadideki biyoçeşitliliği gören UNESCO 2011 yılında Vadi Mujib'i Biyosfer Koruma Alanı ilan etmiş. Göçmen kuşların uğrak noktası olan vadide dev kayalıkların üzerinde bolca kuş tüyü görebiliyorsunuz.

Vadi Mujib'i benim için Ürdün'deki en ilginç yerlerden biri yapan şey doğanın içinde zorlukları aşarak sondaki şelaleye ulaşmak oldu. Her adımınızı düşünerek atmanız, suyun içindeki yüksekliğinizi bile ayarlamanız (çok dalarsanız yeleğin de etkisiyle suya kapılıp gidebiliyorsunuz), tırmanış noktalarında tüm konsantrasyonunuzu yukarı çıkmaya vermeniz, dönüşte kayalık kaydıraklardan nefesinizi tutarak başınızı çarpmayacak bir şekilde inmeniz gerekiyor. Dönüşte ise suya uzanıp can yeleğinizle tekneye dönüşerek kayalıkları ve arasında kalan bir avuç gökyüzünü izlemek kesinlikle bucket list'lik.

Vadinin girişi: Buradan aşağıya, oradan gölgeliklere, sulaklara, kayalıklara... 

Gelelim pratik detaylara. Vadideki su temiz olsa da içilmiyor. Kayalıklardan ötürü yol boyunca gölgede kalıyorsunuz ama ziyaret sezonunda (yağmurların su seviyesini artırdığı Ekim'den önce ve bahar sonrası) yanınıza en az 1,5 litre su almanızda fayda var. Can yeleğinin üzerine rahatça takabileceğiniz bir çantanız varsa ne ala. Sandalet yerine eski bir çift spor ayakkabısı giymenizi tavsiye ederim, zira ayak parmakçıklarınızı korumanız gerekiyor. Ayakkabılarınızın içi taşla dolup sırılsıklam olacağından hep kullanmadığınız bir çifti tercih edin derim. Fotoğraf makinesi ya da telefonunu yanında getirenler olsa da ben cesaret edemedim. Eğer cihazınızı kuru tutacak su geçirmeyen ve boynunuza asabileceğiniz bir torbanız varsa neden olmasın? Son olarak, vadiye giriş için belli bir fitlik gerektiğini; tırmanmaktan, atlamaktan, kaymaktan ve yüzmekten korkanlarınızın resimlere bakmakla yetinmesi gerektiğini söylemeliyim.

Ürdün'ün Ölü Denizi, Kızıl Denizi, Petra'sı, Vadi Rum'u, biraz olsun Ceraş'ı bilinse de Vadi Mujib doğa ve orta zorlukta macera sevenlerin programına eklemesi gereken bir adres. Ek sorularınız olursa bana yazmaktan çekinmeyin ;)

Bu blogdaki popüler yayınlar

Evlilik nasıl gidiyor?

Aslı Erdoğan: İnsanlar ölürken Bach açıp güzel cümleler yazamıyorsun