Ölü Deniz

Sonunda arabamıza kavuştuk. Tank gibi, insan yolda uçuyor sanki ama bir yandan da güvenli hissettiriyor. Buralarda arabalar büyük ve lüks. Sokaklarda pek kaldırım da yok zaten, yürümek için çok uygun sayılmaz. O yüzden biz de atladık arabaya ve haftasonunu (Cuma-Cumartesi burda) Ölü Deniz'de geçirdik.

Dünyanın en alçak noktasıymış Ölü Deniz. Rakım eksi 420 metre. Batı Şeria, İsrail ve Ürdün'e kıyısı bulunan bu yüzde 34 tuzluluk oranıyla yüzdürmeyen, yalnızca kaldıran denizden en çok İsrail ve Ürdün yararlanabiliyor. Filistinlilere yönelik kısıtlamalar olduğu için turizm Batı Şeria'da denizin bu yakasında olduğu gibi coşmamış.

Otelimiz (Mövenpick), harika bir Orta Doğu mimarisi yakalamış. Her yeri kaplayan sarı taş bloklar, daha küçük taşların rastgele yerleştirilmiş izlenimi veren sıralanmasıyla oluşturulmuş gölgelikler, mekân içlerinde kullanılmış ahşap işlemeler, mermerler beni mest etti. Türkiye'de sanki modern olucaz diye diye ruhsuz mekânlar yaratılıyor.

Otelin mimarisinin yanı sıra restoranların bulunduğu ortak açık alanı (biz İtalyan restoranını tercih ettik, Ürdün şarabı oldukça güzeldi), bahçe düzenlemesini, çalışanların gayretini, odalardaki küçük ayrıntıları (banyoda küvetin üzerine gerilebilen çamaşır ipi, örneğin) sevmeme rağmen benim için en önemli kriter olan kahvaltı meselesi yarım kaldı. Bir kere kahvaltılıkların bulunduğu alan çok dar, gereksiz bir kuyruk oluşuyor her masanın başında. O hengamenin kendisi bile benim iştahımı kapatmasa da azaltmaya yetti. Yediklerimize lafım yok, doyduk çok şükür (beyim portakal suyunu beğenmedi, o ayrı) ama daha özenli bir kahvaltı insanın yeni güne inancını kesinlikle kat be kat artırıyor.

Gelelim deniz kısmına, malum Ölü Deniz'de yüzülmüyor; hava 40 derece, deniz 30 derece, suya bir girip çıkıyorsunuz. Aşırı tuzlu olduğu için su yağlı gibi, benim cildime iyi geldi. Ayrıca çamur kürü uyguladım kıyıda, yumuşacık, bebeksi oldum.

Ölü Deniz yolculuğumuzun en güzel noktası, resmini paylaştığım sonsuzluk havuzundan oldu. İçeceğinizi alın, bir suda serinleyin, bir şezlongda keyif çatın; sigara içiyorsanız nikotin bağımlılığınızı havuza taşıyın (havuzun kenarında 10 küllük saymış olabilirim, insanlar havuzda fosur fosur tüttürüyorlar), kesinlikle şahane bir ortam. Ayrıca para Arap ülkesi felan dinlemiyor, havuzdaki yiyişmeleri, 3'lü oynaşmaları falan görünce anam, bu ne! oldum.

Öyleyken böyle, evden 45 dak'ka uzakta böylesi bir doğa güzelliğinin olması harika. Dilerim gelecek misafirlerimizle birlikte de Ölü Deniz'in keyfini çıkarmaya devam ederiz.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Evlilik nasıl gidiyor?

Aslı Erdoğan: İnsanlar ölürken Bach açıp güzel cümleler yazamıyorsun