Kabından taşan

İkili-üçlü (ya da kendimizle/kafamızda kurduğumuz) ilişkilerde karşılaşa karşılaşa ahbap olduğumuz sorunların bir çözümü olsa gerek diye düşünüyorum. Görgüsüz zenginliğiyle fakir-ama-gururlu boyfriend'ini eziklemeye çalışan öz/hakiki-eziklerden tutun da ne yapsa kendine dahi yaranamayan, özsaygısı şartlandırılmış insanlar biliyorum. Asiliğimiz, yırtıklığımız bulunduğumuz kabın şeklini almamızı her zaman engelleyemiyor; sen-bana-onu-dedin-ya-ben-sana-bundan-sonra-asla-bişi-demem'lere asimile oluyoruz, yoğruluyoruz. Ben de katıldım o hamura da ordan biliyorum.

Anama babama bakmışım ya yıllardır, beyime onlar gibi surat asıp onlar gibi yakınmayı iyi biliyorum. İstediğimi açık bir şekilde dillendirmekte, zihin okumanın her fani kula nasip olan bir yetenek olmadığını anlamaktaysa zayıf kalmışım. O kadar bakmışım ki onlara, sevilmek için x'e, y'ye, z'ye ihtiyacım var sanmışım, kendi kalbimi yok saymışım.

Yüzü gülen, gözleri gülen, yüreği temiz insanlarla karşılaşırsanız sizin için de bir umut olduğunu unutmayın. Sevginizi de, beklentinizi de doğrudan ifade etmenin yollarını araştırın. Evlatlarısınız diye kopyaları olmanız gerekmiyor.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Evlilik nasıl gidiyor?

Uppsala'dan Fulden

Onlar expat de biz gurbette miyiz?