Çilekeş Olmadan Etyemezlik

Beni üniversitenin belli bir döneminden bilen insanlar çiğ kabakla, tahinli patlıcanla falan anıyor. Sebebi ise, fakirlikle (ağır fakirlik yalnız, ayda 250 lirayla felan geçinmekten bahsediyorum, yurda para vermiyordum, o ayrı) karışık bir vejetaryenizm meyliyle ete (birkaç aylığına) veda etmiş olmam. Sonra ben bir Arjantin'e gittim, Emirates'le uçtum ve önüme ne kodularsa yedim. Ama Arjantin'de kanlı bifteklerden yiyemedim, midem kalktı, o ayrı.

Gel zaman git zaman küçük de olsa yemeğimi yapabildiğim bir mutfağım oldu. Onda da hep etsiz takıldım. Marketten kasaptan gidip de bir yarım kilo kıyma, 3-4 tavuk göğsü aldığım filan hiç olmadı. Ta ki beyimle tanışana kadar. İlişkinin, özellikle de birlikte yaşamaya başladıktan sonraki faslında en belirleyici özelliği yakınsamak olmalı. Alışkanlıklar difüzyona uğruyor, belli bir konuda baskın olanın seçimi diğerine de bulaşıyor yani. Ben de böyle böyle kahvaltıda domuz pastırması arar, yemekte et yoksa doymazmışım gibi düşünür oldum. Ama tabii ki beni ete alıştırdı diye beyimi suçlayacak değilim. Farklı bir lezzet dünyasına açıldı damak zevkim. Dahası, kendi etyemezliğimi nasıl da bir çilekeşliğe dönüştürdüğümü ve hatta bundan zevk aldığımı fark ettim. Çiğ kabak yemek nedir ayol!

Son zamanlarda, kağıt üzerindeki mesleğimin de verdiği bir gazla olsa gerek, yeni yemekler denemeye çalışıyorum. Ya da halihazırda sık sık yaptığım bir yemeği biraz daha ileriye taşımaya çalışıyorum. Her şeyden bol bol koy'cu bir yerden şunu kısalım, bunu ekleyelim, oranı ayarlayalım gibi rafine etme yöntemlerine girişiyorum. Dahası, bedenime giren, bağırsaklarımı evi belleyen canlı türlerini dahi etkileyen yiyecekler konusunda daha seçici olmaya çalışıyorum. Biraz nefs terbiyesi gibi yani. Less is more'un servis hali.

İşte bugün, tam da tatil sonrası bunalımıma giriş yaparken Etsiz Pazartesi'ye dahil olmak istedim. Tabağıma koyduklarımın sorumluluğunu almak için küçük bir adım attım yani. İçimde hep bir etsizleşme hayali taşısam da çatık kaşlarıyla yeterince doğru olamadığımı anlatanlar yerine daha güleryüzlü ve teşvik edici bir hareketin parçası olmak istedim. Karnabahar pizza yaptım. Mercimek çorbalı öğlen yemeği ve portakallı-domatesli-yoğurtlu güzelce bir kahvaltının üzerine çok iyi geldi/gitti. 

Eğer siz de tabağınıza koyduklarınızın diğer canlılara, dünyaya ve kendi bedeninize daha olumlu bir etki yapmasını istiyorsanız farklı bir sofra kurun kendinize. Pazartesiler bunun için güzel bir başlangıç olabilir. 

Bu blogdaki popüler yayınlar

Evlilik nasıl gidiyor?

Aslı Erdoğan: İnsanlar ölürken Bach açıp güzel cümleler yazamıyorsun