Bir anının çantası

Eski fotoğraflar, ama öyle iyi çıkanlar değil, iyi çıkmadığı için kuytu köşede kalanlarla karşılaştığımda gülümseyebildiğim bir yaşa geldim artık. Sadece kendimin değil, sevdiklerimin o pürüzlü hallerinden de beni mutlu eden zaman yolculuklarına çıkabiliyorum.

14 yaşımda liseye yatılı gitmeden önce eşyalarımı koyayım -biraz da gurbete gidiyor, yazıktır- diye annemle babamın paraya kıyıp -30 lira!- bana aldığı o sırt çantası gibi... Fermuarlarının tutacakları çoktan koptu, açılıp kapandığında dikiş yerlerinden sökülen iplere takılıyor, çantanın deseni solmuş gitmiş ama hâlâ bir anıyı taşıyor.

Biriktirmek ve atmakla olan ilişkim şimdiye kadar hep atıp gidivermeye yüz dönmüşken bu sıralar bir son bakış atıyorum atmadan evvel. Sabitliklerimiz sarsılırken hem nereye taşıyacağız onca aitlikleri?

Ama işte insan yine de iyice bir sarılmak istiyor kendinin mi değil mi yüzde yüz emin olamadığı ne varsa kendinden uzaklaşırken.


Bu blogdaki popüler yayınlar

Evlilik nasıl gidiyor?

Aslı Erdoğan: İnsanlar ölürken Bach açıp güzel cümleler yazamıyorsun