Garibim ben. Hem bir yapı olsun istiyorum, hem de bir kaydırak. Kurmak istiyorum her anımı, adımımı; sonra da kurmalı oyuncak gibi bırakmak. Bir yanım düzen istiyor, bir yanım dağınık. Uykulu uykusuzluklar gibi ortaya karışık.
Dil öğrenmenin belki de en güzel yanı, daha önceden kullanmadığınız yeni ifadeler edinmek. Hani "tercüme edilemeyen sözcükler" listeleri oluyor ya, orada aslında "çevrilemeyen", kültür ve gündelik yaşam. Sofrayı kurduktan sonra misafirlere "please, help yourself" demenin Türkçede bir karşılığı yok mesela; "buyrun, çekinmeden alın yemeğinizi" deseniz bile bu ne kadar kullanılıyor, anlamı ne kadar karşılıyor? Ya da yemeği yapana muhakkak dediğimiz "ellerine sağlık". Emeğe minnet duymanın ifadesi türlü türlü, haliyle Norveçliler sofradan kalkarken "takk for maten" diyor, "yemek için teşekkürler." Ürdün'de yaşamaya ve Arapça öğrenmeye başladıktan beri dilimin bir parçası olan, bunları bilmeyenlerin yanında kullanamadığım için eksikliğini duyduğum yaygın ifadeler var. Bazılarına Türkçeden aşina olduğumuz ama farklı kullanılan bu ifadeleri sizlere tanıtmak, beraberindeki kültürel kodları açıklamak istiyorum. Yallah...
Belki eğitim/iş hayatınızı Norveç'te sürdürmek istiyorsunuz, belki büyük bir Skam hayranısınız, belki de sadece yeni bir dil öğrenmek istiyorsunuz. Sebebiniz ne olursa olsun, Norveççe öğrenmenin benim de denediğim ve deneyeceğim çeşitli yollarından bahsedeceğim sizlere. Bergen'deki meşhur Fløyen Dağı'nın zirvesinde Noel'e son bir ay kala her hafta bir yenisi yakılan mumlar Norveç 5 milyonluk küçük bir ülke. Norveç halkı da İngilizceye oldukça hâkim. Haliyle "ne gerek var onca çabaya?" diyebilirsiniz. Ama niyetiniz ciddiyse ve Norveç'te kendinize sağlam bir yer edinmek istiyorsanız dilini öğrenmeniz gerekiyor. Hangi Norveççe? Norveççe Kuzey Cermen dil ailesine bağlı; ayrıca İsveççe ve Danca ile benzerlikler gösteriyor. Yine de İngilizce bilen biri için kelimeleri tahmin etmek diğer iki dile göre daha kolay denebilir. İstanbul ağzını temel alan, diğerlerini ise karikatürize eden biz Türkiyeliler için Norveç dilsel çeşitliliğin dest...
Geçen Twitter'da dolanırken TV'de (TV8'de) yeni bir Tanrım-beni-baştan-yarat programı olduğunu öğrendim. Birbirleriyle evli bir adam ve bir kadından oluşan yarışmacı çiftler, hangi adamın kadınına en başarılı (re-)benliği dayattığını göstermek için gey enerjisi yüksek bir jüri karşısına çıkıyor. Önce (bilmemkaç yıllık evlilikleriyle örnek ya da mutlulukları bir de bilmemkaç yaşındaki -Allah bağışlasın- bir çocukla taçlanmış) çiftimizin salonuna konuk oluyoruz. Bir çay içip çiftimizi daha yakından tanımak için yatak odalarına dalıyoruz. Amacımız evin hanımının çarşı-pazar (öhöhö, market!) "kombin"inden başlayarak düğün-dernek (gece klübü olacak değil ya) kıyafetlerine hızlıca bir göz atmak, kadına bunlardan bir defile sundurmak. O esnada beyimiz kadınının gardırobundan beğenmediği ne varsa atma hakkına sahip. Adamın seçkisi: Kış-İlkbahar 2016 (ile sınırlı kalsa keşke!) Sonra alışveriş faslı başlıyor. Kadının ne giyeceğine dair öneriler sunmak yine adamın i...