Kendine Editör: Başörtüsü vs. Eşcinsellik Haberi

Yıl 2010: Kaos GL Derneği'nde gazeteci İrfan Aktan'dan habercilik eğitimi aldıktan sonra yerel muhabir adaylarının kendi haber takvimlerini oluşturması gerekiyordu.

Yani: Neredesin kardeşim, bulunduğun bölgede öne çıkan bir şey var mı, gündemin yansımalarını yerelinde nasıl inceleyebilirsin, güncelin dışına çıkan ama önem taşıdığını düşündüğün neler var?

Aşağı yukarı böyle bir düşünme tarzıyla yola çıktık. Ben Bilkent'te öğrenciydim, Renkli Düşün adı altında cinsel çeşitliliği savunan bir öğrenci topluluğu kurmak için resmî bir başvuruda bulunmuştuk ve cânım ülkemizde bu tür şugarlıklar her saniye yaşanmadığı için bu bir haberdi.

İrfan Aktan'ın eğitimde altını defalarca çizdiği gibi: Sadece topluluk başvurusunun kabul edilip edilmemesi değil, başvurunun ta kendisi de bir haberdi. Başvuruya farklı öğrencilerin ya da Öğrenci Konseyi temsilcilerinin verdiği tepkiler de bir haber olabilirdi. Ve en önemlisi, hele başvurunun kendisi haberleştirilmişse, haberin takibini yapmak, yani okuyucuya "hani bir başvuru vardı ya, o işte şöyle sonuçlandı" demek kesSsinlikle GEREKİYOR! (Merak edenler için, başvurunun kendisini de sonucunu da haberleştirdim, Bilkent'te Allah korusun [!] "o biçim" olmadığını belirtmek isteyenlerin son derece sıkıcı bir şekilde "ben renkli düşünmüyorum" demesini görmek inanılmaz eğlenceliydi, pozitif isimler gibisi yok :))

Başkasının aldığı haberde gözü kalmak = Ben

Biz o eğitimde haberleri bölüşürken benim "ay aslında tam istediğim" dediğim (içimden) ama onu alan arkadaş bana benden daha bilgili, daha politik, daha bişi bişi geldiği için ses etmediğim bir haber vardı. Üniversite öğrencilerinin başörtüsüyle ders almaları serbest olmuştu. Buna dair bir haber hazırlanacaktı. Ve nasıl bir göz hakkı ise, o haberi alan arkadaşın başka işleri çıktı da bu kez sesimi çıkarıp haberi ben üstlendim.

Ben, haberi KaosGL.org'a yaptığım için konuyu bir yerden eşcinsellere bağlamak istedim (ki öyle olması gerekmiyordu) ve başörtüsü serbestliğini üniversitelerde kurulmaya çalışılan ama (ODTÜ örneğinde olduğu üzere) inatla reddedilen cinsel çeşitlilik topluluklarıyla bir arada ele aldım. Amacım biraz da illa ki birbirine taban tabana zıt olmak zorundaymış gibi düşünülen iki "grubun" aslında ne kadar çeşitlilik gösterdiğini ortaya koymaktı (benim başörtülü gay kürt arkadaşlarım da var). İstatistik yapıp başörtülü öğrencilerin yüzde 54'ü şöyle şöyle düşünüyor demek değildi. Ki o tür haberler ("eşcinsel komşu istemeyük" haberleri demek istiyorum ben onlara) sadece sayılara indirgenmiş olmaktan kaybediyor bence. O verileri nasıl topladığını, ne sorduğunu açıklayarak üzerine de farklı cevaplar vermiş kişilerle görüşerek bir haber hazırlansa ya da en azından araştırmayı yürüten kişi ya da örgüte bir söz verilse daha iyi olur.

Özetle, iki parça halinde yayınlanmış şu haber ortaya çıktı:

Eşcinseller başörtüsü hakkında ne düşünüyor?
Başörtülüler eşcinsellik hakkında ne düşünüyor?

Yargılarım!

Şimdi gelelim kritik vermeye:

1. Habercilikte çok yeni, üstüne üstlük özgüveni çalınmış bir eşcinsel olduğumdan insanlardan görüş alırken çok çekindiğimi hatırlıyorum. Eşcinsel arkadaşlar ok ama konfor alanımın bir adım dışına çıkınca ter basmalar filan. Bir haber yapacaksanız proud bir haberci olmayı asla unutmayın. Siz o haberi önemsemişsiniz, değerli bir katkıda bulunduğunuzu düşünüyorsunuz; kimse size gık bık etmeden ilk çelmeyi kendi kendinize takmayın. Yani: Haberinize hak ettiği saygıyı önce siz gösterin.

2. Evet, 2010 yılındayız, içecek ayranı olmayanların dahi akıllı telefonlarının olduğu bir dönem değil henüz ama bir haberde orijinal görsel olmaması artık kabul edilebilir bir hata değil. Hele ki bu tarz haberlerde belgesel/röportaj havasını iyice artırmak için birkaç kişiyle bile olsa video görüntüleri alıp başına da haberi tanıtan birkaç cümlenizle, hepi topu 1 buçuk 2 dakikalık bir haber videosu şart. Kaldı ki, görseller için kamerasını ödünç alabileceğim, hadi malı çok kıymetli de vermedi, en azından benimle gelip bir iki resim çekecek bir arkadaş da mı bulamamışım? Bu kadar çekingenlikle iyi hayatta kalmışım.

3. Bu görsel yokluğu, haber popileşip anaakım medyaya yansıyınca ayrı bir sıkıntı doğurdu. Okuyucu yorumlarında eşcinselliğe karşı katı yorumlarda bulunmayan başörtülülerin gerçekliği sorgulanır oldu. "Ben fake değilim" videosu çeksek dahi kurtaramayacağımız bir durum. Bir de ben bu haberi yalnızca Bilkent'ten öğrencilerle görüşerek hazırlamıştım, onu da belirtmem gerekirdi. Dünyanın önde gelen gazeteleri aldığı yorumu nasıl aldığını bile yazıyor. Yüz yüze mi görüştüm ben o arkadaşla, yoksa Skype mı yaptım; telefon mu açtım ya da mesajlaştım mı, bu çok önemli bir ayrıntı.

4. Dahası, yasal bir gelişmenin yansımalarını kurumsal bir ağızdan da dinlemek hoş olurdu doğrusu, haber yine böyle kalsa bile başına verilebilir. Hele de Bilkentli öğrencilerden görüşler olarak sunacaksak başına bir de rektörden alıntı gayet şık olurdu. "Ay ama ben alt tarafı bir öğrenciyim şimdi koskoca rektörün yanına böyle bir konuyla nasıl çıkıcam, ben kimim ki?" gibi mızmızlanma sakın, sen habercisin. İlla doğan moğan grubundan olman da gerekmiyor, haber yapıyorsan habercisin, bitmiştir! Sen rektöre şöyle şöyle bir haber için görüşmek istediğini belirtirsin, kabul etmedi mi, bu da haberin bir parçasıdır, aşağılayıcı bir laf mı etti, sakın yazmamazlık etme. Habercilik hak savunuculuğunun en temel alanlarından biri, bunu unutma.

5. Son olarak, başörtüsü serbestliğinin gelmesiyle fizik dersimizde bağır çağır bölümümüzdeki iki başörtülü arkadaşımızı hedef alan "Cumhuriyet elden gidiyor" tarzı konuşmalar beni çok üzmüştü, benim için arkadaşlarımın derse odaklanabilmesi her şeyden önce geliyordu. Ayrıca, üniversitede başörtüsü yasağının bir hak ihlali olduğunu düşündüğümden habere karşı hislerim yoğundu. Haberinizi hazırlarken insan hakları perspektifine sadık kalmanız değerini asla eksiltmez, ben yalnızca eşcinsel arkadaşlarımın bazılarından başörtüsüne karşı daha sıcak yanıtlar beklediğimi fark ettim kendimde, bu ister istemez soru soruş tarzıma da yansıdı. Buna hiç gerek yok, haberci olarak siz bir aktarıcısınız, yapmanız gereken tek şey insanların görüşlerini daha kolay ifade edebilmesini sağlayacak bir iletişim geliştirmek.

Öyleyken böyle. Kendine Editör'de eski haberlerimi yeniden tartışmamı sevdiyseniz kocaya kaçtıktan sonraki hayatımı, hazırlamaya yeni başladığım Gurbet Veri Bankası'nı ve çevirilerimi Ev Geyi blogumdan ve Twitter'da @ev_geyi üzerinden takip etmeyi unutmayın.

Haftaya ne var? KaosGL.org'da gelmiş geçmiş en çok okunan haberler arasında yer alan Ankara LGBT Mekân Rehberi. "Ben ne okumak isterdim?" sorusuyla yola çıktığım, eksikleri bol rehberimi tartışacağım. Habersiz kalmayın!

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Evlilik nasıl gidiyor?

Uppsala'dan Fulden

Onlar expat de biz gurbette miyiz?