Üzerime boca etme kendini!

Durmadan yazmayı deniyorum bugün ilk kez. Kafamda ne var, ne yazmak istiyorum diye beklemeden (vakit kaybetmeden?). Yazım tarzınızın gelişmesi için böylesi daha iyi diyenler var, kendinize herhangi bir konu seçip (masanın üzerindeki yarı dolu yarı boş üstü açık sürahiyle tamamı boş bardak mesela) onun hakkında yazarsanız zamanla her bişi hakkında yazabilirsiniz diyenler. Ama aklımda bir konu var zaten (üzgünüm masanın üzerindeki yarı dolu yarı boş üstü açık sürahiyle tamamı boş bardak): Son model ergenler.

Son zamanlarda beni hayli (highly) irite ediyor (evet, tam olarak yaptıkları bu, iritasyon) bu selamsız sabahsız, naber-nasılsın'sız, kendi derdini üzerime boca eden tipitipler. Olgunluğun o'suna varamamış bu şahıslar durmadan ben-ben-ben diye konuşup karşısındakini psikoloğu ya da içini sınırsızca dökebileceği bir boş duvar sanıyorlar. Yanılıyorlar.

Ben yeni kuşaksam eğer, bu iritatörler yep(is)yeni kuşaktan. Muhabbeti durmadan kendine getirmeden konuşamayan, sürekli bir spotlight arayışındaki feysbuk bebeleri. İnsan olmanın parçası diyebilirim herhalde onay beklemek, kabul görmek istemek filan ama bu kadarı = ÇOOOK FAZLAAA!

Amerikani bir iletişim tarzı sanki bu, sürekli kendinden bahsetmek. Dengeli muhabbeti seviyorum ben arkadaş, benim hayatımda ne olup bittiğini de merak eden, kendini üzerime boca etmeyen insanlar. Yoksa ben susuyom.

Masanın üzerindeki yarı dolu yarı boş üstü açık sürahiyle tamamı boş bardağa uzanıyor elim...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Evlilik nasıl gidiyor?

Aslı Erdoğan: İnsanlar ölürken Bach açıp güzel cümleler yazamıyorsun