Sınırlarını çizerken kendimin

Her iki üç yılda bir oradan oraya taşındığımız küçüklük yıllarımda taşınma öncesi hazırlıklarını annem yapar, benim eşyalarımı da toplar, eşyalarım arasından neyin atılıp neyin kalacağına yine annem karar verirdi. Şimdilerde havalimanlarında çekçekli valizleriyle ailelerinin peşi sıra check-in yaptırmaya giden çocukları görünce mutlu oluyorum. Kendi hazırlaması, taşıması, sahip çıkması gereken bir eşya parçası o... Benim eşyalarıma dair sorumluluğum olmadığı gibi, onlar üzerinde söz hakkım da yoktu. Haliyle yolculuklarımın çantası ve hayatımın eşyaları aslında annemindi.

İlk okuduğumda çok yadırgamıştım. Oyuncaklarıyla oynatmak istemeyen bir çocuğa zorla oyuncaklarını paylaştırmayın diyordu yazıda. Bana öğretilenin aksine "benim" demenin o kadar da kötü bir şey olmayabileceğini sanırım ilk o zaman düşündüm. Sınırlarım vardı benim. Konuşmak, paylaşmak (maddi-manevi) istediklerim benim kararıma tabiydi. Ve bu sınırlara saygı duyulması gerekiyordu.

İşyerinde buzdolabına koyduğun herhangi bir şeyin sana sorulmadan alınması garip karşılanmıyorsa sınırlarını hepten kollamanda fayda var arkadaş. Bazen yakınlık-samimiyet savunmasıyla kişiliğine ya da mahremiyetine saldırı düzeyinde konuşmalarla da karşılaşabilirsin. Arkadaşlık teklifsizlik olmamalı. Tıpkı bedenine kimin nasıl dokunmasına yalnızca sen karar verebileceğin gibi hayatına temas edenlerin de dokunuşlarının kararı yine sende. Sınırı aşanlara hadlerini bildirme görevi de.

Son günlerde eşyalarımı eşeliyorum. Tıkış tepiş poşetleri, içinde ne olduğunu bile bilmediğim çantaları. Fazlalıkları atıyorum evet ve kalmasını istediklerime tekrar bakıyorum. Benimle olacaklara, sınırlarım çiğnendiğinden benimle olamayanlara rağmen bundan sonrası için benim kararımla benim olacaklara yerlerini açıyorum. Onların sorumluluğunu aldığım gibi, onlar üzerinde söz hakkıma da sahip çıkıyorum.

Çünkü çocuklara küçük valizlerini vermezseniz ve ellerinde kalan sadece her şeyin nasılsa bir gün çöpü boylayacağı hissiyse sahip oldukları mutluluklara hakkıyla kıymet vermelerini bekleyemezsiniz. Kendi çizdikleri sınırlarla kendilerini yaratacak onlar. 

Bu blogdaki popüler yayınlar

Evlilik nasıl gidiyor?

Aslı Erdoğan: İnsanlar ölürken Bach açıp güzel cümleler yazamıyorsun