Oku!


Uzunca bir süredir "iki hafta sonra başlayacak" dediğim Arapça kursum bu sabah başladı. Sabah erkenden kalkıp çantamı hazırladım, oramı buramı güzelleştireyim derken bolca oyalandım, yetmezmiş gibi şehirdeki taksi bulma sıkıntısına karşı için bel bağladığımız Über'in gecikmesi Pazar (burada haftanın ilk günü olur kendisi) trafiğiyle birleşince kendimi dersliğim Salle 1.3'te (Fransız Kültür ya, bir taşla iki dil) 20 dakika gecikmiş buldum.

Sınıfa girdiğimde ilk dikkatimi çeken öğrencilerin yaş ortalaması oldu. Yaşdaşlarımızla geçen ilk ve orta öğretim ardından ilk kez yüksek öğretimde farklı yaş gruplarına doğru düzgün temas etmiş olsam da diğer öğrenciler de aşağı yukarı benim yaşlarımdaydı. Bu kezse sınıfın en gençlerinden biriydim (bence sorun yok, mağfi müşkile).

Sınıfımız hayli kozmopolit. Derse geç kaldığım için kim nereden gelmiş öğrenemesem de şimdiye kadar İngiliz, (Kuzey Afrika orijinli) Fransız, Arjantinli (latina diyelim) ve iki de Asyalı (Japon diyelim) tespit ettim. Sınıfın sakin, sıcak bir aurası var.

İskandinavya'da geçen soğuk Temmuz günlerinde (Kuzey Kutbu, Temmuz ayı ve 14 santigrat derece!) Arap alfabesi çalıştığım için çok mutluyum. Sınıfın geri kalanı ilk afallamalarını, "yok abi, harfler bir de şekil mi değiştiriyor"larını, "hamza [harften bahsediyor] ha sesi mi veriyor"larını yaşarken ben "madinaharabic.com - Learn Arabic Online, bitchez!" diye içimden partiliyordum.

Salı sabahı erkenden kurs için yola çıkmayı, azıcık ortam yapmayı (bir arkadaş bile kurtarır beni şu an) ve şu Arapça denen bebeye ağzının payını vermeyi istiyorum.

Selametle - Maasselame!

Bu blogdaki popüler yayınlar

Evlilik nasıl gidiyor?

Aslı Erdoğan: İnsanlar ölürken Bach açıp güzel cümleler yazamıyorsun