Kayıtlar

Haziran, 2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Evet, ediyorum...

Resim
Şehvetini olduğu kadar şefkatini de istemek gerek aşkın. Ayakta duramadığında gövde, yerinde duramadığında yoldaş olmak için.

Bundan 1 yıl önce "yes, I do" dedik; yaparık, hallederik. Fazla iddialı bir söz, tutamazsanız birbirinizi üzmeyin dediler. Oyunun sonu da değildi, "happily ever after" da... İnişlerimiz-çıkışlarımız, virajlarımız ve kafa karışıklıklarımız oldu. Hollywood filmi çekmiyorduk sonuçta, insandık.

Tüm sorunları çözümlere kavuşmasa da, her yanına dünden razı olmasa da, düşmesini de kalkmasını da birlikte becermek isteyen bir insancık olarak sevmeyi kalıplara sığıştırmadan seviyorum onu ben...

Serbest Meslek

Resim
Son üç yıldır, ilk ikisi olağan bir işle birlikte olmak üzere, serbest çevirmenlik yapıyorum. Kitaptır, makaledir, rapordur önüme ne gelirse çeviriyorum. Şarkı sözü çevirdiğim bile oldu. Yıllar evvel hobi olarak başladığım bu uğraş, zaman içinde "ekmek kapıma" dönüştü.

Yalnız zorlu bir alanda var olmaya çalıştığımın farkındayım. İlk kitap çevirimin ödemesini bir yıl sonra üsteleye üsteleye zar zor almıştım. Sonraki işlerim ve ödemeleri görece daha sıkıntısız geçti. Ama yaptığımın bir iş olduğunu kabul etmek istemeyen pek çok kişiyle karşılaştım. Zaman içinde kendimi geliştirmeme ve düzelti işleri dahi almaya başlamama rağmen yaptığım iş vakit öldürmeye yarayan bir gençlik uğraşından ibaret görüldü. Sabit bir ofisin ve düzenli çalışma saatlerin olmadığında yaptığın ne olursa olsun "iş" değil pek çoklarının gözünde. Ev içi emek gibi yani.

"Peki ilerde ne yapacaksın?" sorularından bana artık gına gelmişken burdan belirteyim: "İlerde" de yine yazıyl…

Gürültülü seks ya da lubunyanın tıpası kaçınca

Resim
Lubunyalar hep seksten bahsediyormuş. Bahsetsinler. Bahsedelim. Ama tüm o "gullüm" seks muhabbetlerinden cinsellik hakkında ne öğrendim emin değilim. Sanırım çok az şey.

Şunun similyası kürdan, bunun minçosu volkanmış. Geçen bir heteroyla kolileşmiş, str8 düşürmenin zevki apayrıymış. Bilmemkimin kankası bilmemkim varmış ya, meğersem o AIDS'liymiş! Bize göre ne varmış?
Lubunya sosyalleşmesinden cinselliğe dair pek bir şey öğrenmediğimi yeni yeni fark ediyorum. 
Bundan yaklaşık 10 gün önce, tatilde üst katımızdan gelen seslerden rahatsız olmamla başladı her şey. Daha beş dakka öncesinde kendim tatmin olduğum bir cinsel ilişki yaşamamışım gibi yukardakiler kadar gürültü çıkarmayışımızdan ötürü tuhaf bir karşılaştırma yaparken buldum kendimi. Sevişirken neden anırmıyordum, yoksa haz almıyor muydum, bende bir eksiklik mi vardı?
Sorularımı kime soracağımı bilemedim. Seks-pozitif biri olduğumu sanırken neredeyse "alo polis, burada ahlaksızlık yapıyorlar, erkek erkeğe yapıy…

Dünden Kalma Gurbetçi

Resim
Cuma akşamki partide olup bitenleri Cumartesi hemen yazıcam demiştim (Ramazan boyunca da her gün yazıcam demiştim ve daha bir sürü şey) ama olmadı alkolü birazCIK fazla kaçırdım. Ve dün neredeyse bütün gün uyudum (yarım şişe kadar da beyaz şarap çıkardım).

Ramazan Ramazan teras partisi Yunanistan sonrası ne Orta Doğu mu olan modumuza (ben + beyim) iyi geldi. İlk içkinin sonunda birer birer Glamour tüttürür buldum kendimi (ciğerlerimin tek düşmanı kötü arkadaşlar). İçkileri yuvarladıkça çatı katının esintisini hissetmemeye başladık (yok ya, artık soğuk kalmadı).

Ama partilerin ilk dakikaları benim için hep zor olagelmiştir. Bir süredir görmediğin insanları gördüğün için büyük ifadeler (seni yeniden görmek ne güzel, çok uzun zaman oldu) kurmalı ya da bir anda muhabbetin içine dalmalısındır. Bende olmuyor, ben daha ziyade acaba çok mu kopuk oldum ortamdan ya diye düşünerek kendimi ortamdan koparmakla meşgul olmalıyımdır.

Bu sefer daha rahat gelişti ama. Çünkü yaş, iş, konum farklarının d…

Bakımlı ol

Resim
Bir şeye sahip olmak yetmiyor, daha başında oluyorsunuz her neyse onun. Sürdürmek, korumak, bakımını yapmak gerekiyor. Yemek yaptın ya bulaşıklar da yıkanacak. Çamaşır yıkadın ya onlar bir de asılacak, sonra da toplanacak.

Rezolüsyon listeme "take care" yazdım. Kendine ve değer verdiklerine iyi bak. Bir şeylerin kötüye gitmesi sana kaderinin bir oyunundan ibaret olmayabilir. Zihninin, hislerinin, bedeninin, ilişkilerinin, çevrenin bakımını yapman gerekiyor. Çorabı bile üst üste iki gün giyemediğimiz bir dünyada, bakımsızlığın sürdürülebilir hiçbir yanı yok.
TDK "bakım" için bakın ne diyor: Bir şeyin iyi gelişmesi, iyi bir durumda kalması için verilen emek.

Haydi şimdi ekranlara bir ara verip bakınız, bakımlanınız.

Gurbetçi Bunalımı

Resim
"Expat"in her an partilemeye hazır, havai çağrışımları yerine "gurbetçi"nin hasret çeken, bunalıma meyilli taraflarıyla tanımlamam daha doğru olur kendimi. Zira 10 aydır vatan-tata-ta-tannn'ından ayrı kalmış biri olarak zaman zaman sevemiyorum bu hasretliği.

Tamam, Orta Doğu'nun ortasında yaşıyor olmamızın benim özgür ruhumda yarattığı hasarı es geçemem (dünya çizgi çizgi diilmiş!) ama sanırım terso giden şeyler de var. Bir kere Türkler olarak fena kıstırmışız kendimizi. Alamanya'ya, Amerika'ya gitmişlerden bahsetmiyorum, şöyle enternasyonel bir ortam olduğunda Türkler yok. İnsanlarla güzel muhabbet kurabilen, çokyönlü Türkler görmek istiyorum ama nakka! Tabii ki her konuda olduğu gibi bu konuda da kendi göbeğimizi kendimiz kesmemiz, kendi blueprint'imizi kendimiz yaratmamız gerekiyor anlaşılan. Eyvallah!

Bunalıma gireyazmam çok da garip değil aslında. Bir süredir Gurbetçi Partnerin Hayatta Kalma Rehberi diye bir siteye bakıyorum, kitabı da var …

Çilekeş Olmadan Etyemezlik

Resim
Beni üniversitenin belli bir döneminden bilen insanlar çiğ kabakla, tahinli patlıcanla falan anıyor. Sebebi ise, fakirlikle (ağır fakirlik yalnız, ayda 250 lirayla felan geçinmekten bahsediyorum, yurda para vermiyordum, o ayrı) karışık bir vejetaryenizm meyliyle ete (birkaç aylığına) veda etmiş olmam. Sonra ben bir Arjantin'e gittim, Emirates'le uçtum ve önüme ne kodularsa yedim. Ama Arjantin'de kanlı bifteklerden yiyemedim, midem kalktı, o ayrı.

Gel zaman git zaman küçük de olsa yemeğimi yapabildiğim bir mutfağım oldu. Onda da hep etsiz takıldım. Marketten kasaptan gidip de bir yarım kilo kıyma, 3-4 tavuk göğsü aldığım filan hiç olmadı. Ta ki beyimle tanışana kadar. İlişkinin, özellikle de birlikte yaşamaya başladıktan sonraki faslında en belirleyici özelliği yakınsamak olmalı. Alışkanlıklar difüzyona uğruyor, belli bir konuda baskın olanın seçimi diğerine de bulaşıyor yani. Ben de böyle böyle kahvaltıda domuz pastırması arar, yemekte et yoksa doymazmışım gibi düşünür old…