Har

Ankara'daki (bu kaçıncı-en son) bombalı saldırının ardından reel siyaset tartışmaları (yine-yeni?-yeniden) insanın üstüne üstüne geliyor. Haberlerine baktıkça umutsuzluğa kapıldığım bir dünyada belki de başımı başka bir yöne çevirmem gerek diye düşünüyorum. Dünyaları kurtarmakla harcayasım yok kahve keyiflerimi...

Bugün işimle ilgili konuşmak istiyorum. İşim, verili bir metni başka bir dilde hayal etme işi. Ben bunun eğitimini almadım ama yapa yapa ilerlettim kendimi. Şunu Türkçe nasıl deriz, bunun İngilizcesi ne ola ki diye diye süregiden bir merak zaman içinde başka insanlarla-kurumlarla sözleşmeler imzaladığım, yeni şeyler denemek için can attığım bir noktaya geldi. 

Yeni şeyler denemek, kendime hodri meydan demek istememin nedeni, bir süredir büyüdüğümü hissedememem. Kelime listelerimle yatıp kalktığım, telaffuzunu bilmediğim kelimeyi öğrenmiş saymadığım dönemlerden yeniye kapı açmayı geçtim bildiğimi de unutuşa bıraktığım miskin bir döneme geldim. 

Aslında çok da fena sayılmaz durumum. Çünkü bugün halimden bıktığım, yeter be! çektiğim gün. Telefonumu denize fırlattığım ya da saçlarımı sıfıra vurdurduğum gündekine benzer bir ateş var içimde.

Zaman geçirmeden, heves kaçırmadan harlayım ben bu ateşi. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Evlilik nasıl gidiyor?

Uppsala'dan Fulden

Onlar expat de biz gurbette miyiz?