Rrraşa ile bir bitemeyen muhabbetimiz

Tarih kitaplarındaki sıcak denizlere inme meraklısı imparatorluk ve güney kıyılarımızdaki yaz ortasında kürk delisi turistler dışında benim Rus milletiyle ilişkilenmem üniversite 2. sınıfa denk düşer. Kendini yeni yeni keşfeden ama güzel güzel yetişmesini sağlayacak destek ortamından mahrum bir gey genç olarak Ukrayna pasaportlu bir Rusla boyfriendleşmiştim. İlk aşk, uzak mesafe ilişki, ecnebi partner (bu konuyu ayrıca didiklemeli), hangi temadan istersen vardı. Bünyeye fazla geldi, uzun yıllar hasar bıraktı.

Sonra "Rusya ile uçak krizi" diye bir başlık altında pek çoğumuzun hayatında lüzumsuz ama ekonomiye etkisi göz ardı edilemez etkiler türedi. Biz de o krizin ardından burada Rus bir arkadaş edindik. Bir bitmeyen muhabbet de işte orada başladı.

TC-Rusiya muhabbetini "eskisinden de iyi" (beklentilerimizin yüksekliği bazen beni kendimizden korkutuyor) seviyelere taşımaya kararlı bir günde biz de bu Ruski arkadaşımızı evimizde akşam yemeğinde ağırladık. 1 ayı aşkın bir süredir görüşmemiştik; tatiller yapılmış, farklı farklı yerlere gidilmişti. "Catch up" edilecek çok şey vardı yani (şu "catch up" mevzuu da "fear of missing out"la mı ilişkilidir bilemedim, illa kaldığımız noktaya kadar geri gelicez, belki "eskisinden de iyi" oluruz ha, ne dersin?).

Gelgelelim muhabbet dediğin monologdan farklı bir şey. Muhabbet etmeyi bilen bilir, tadına varmamış olanlar bana kalırsa yalnızca gürültü eder. Neyse efendim, evimize adımını atar atmaz sözlü saldırıya (taarruz mu desem?) başlayan bu şahıs akşam boyunca susmak bilmedi. Yeni aldığı evi, yeni alacağı arabası, eski eşyalarını napacağı, hele hele halı orada hiç gitmez modern bir tasarım onlar ne olacak peki, gibi gibi "bağane!"lik bir sürü TMI. Konu bizim de bağlanabileceğimiz yerlere geldiğinde tüm çabalarımız nasıl da geri püskürtüldü, nasıl bir kayıtsızlıkla karşılandı, cümlelerine biz sanki hiçbir şey dememişiz gibi nasıl devam etti inanamadım. 

İnsan karşısındakine tek bir soru sormaz mı? Dur durak bilmeden anlatıyorum ama karşımdakini benim uçakta ne yediğim ilgilendiriyor mu acaba diye düşünmez mi? Bak bunlar da bir iki cümle bişi söylemeye çalışıyor, sözlerini kesmeden doğru düzgün bir dinleyeyim, akabinde belki bir de soru sorarım, konuyu derinleştirmeye çalışırım demez mi? Demiyor işte!

Anladığınız üzere mesele Rrraşa filan değil. Sadece kendinden bahseden, karşısındakine tek bir soru sormayı kendine yediremeyen, muhabbet kurmakla da zaten ilgilenmeyen, sessizlik dolsun yeter ama onu da ben doldurayımdan başka bir şeyi dert etmeyen (kendiyle dolup taşanlar diyorum zaten ben onlara) insanlarla gittikçe daha fazla karşılaşıyorum. Bana garip geliyor işte, yoksa bende mi bir gariplik var? 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Evlilik nasıl gidiyor?

Uppsala'dan Fulden

Onlar expat de biz gurbette miyiz?