O öyle, şu şöyle... - YA DA - We are the best, forget the rest!

Ekim ayı gelmiş geçmiş tek bir post dahi girilmemiş bloga! N'oldu, evimizin geyi öldü mü kaldı mı, iç ses arayışına çıktı da yolda başına kötü şeyler mi geldi, gözeneklerini tıkanıklarını açamadı da bloke mi düştü?

E) Hiçbiri!

Ev geyliğinin sanıldığı kadar kolay bir icraat olmadığını gözler önüne seren sessiz bir performans sergiledim sadece. Evet, Ekim'de çok şey oldu. Atina'ya gidildi, abi ağırlandı, kayınvalide ve kayınpedere ful akşam yemeği hazırlandı (kahve dahil). Neyse ki take your time kültürü burada iliklerimi kadar işlemiş vaziyette. Hiçbir şeyi aceleye getirmeye gerek yok! (ama hiçbir şeyi diye de vurgularmışım)

Bugün bir sınıf arkadaşımdan bahsedeceğim biraz. Kendisi 52 yaşında, yarı İngiliz, yarı Fransız, orada burada değişik güzel yerlerde yaşamış ama ben onun en çok ılık bir meltem gibi (böyle şeyler var dimi?) insanı rahatlatan gülüşünü seviyorum. Kadına baktıkça bir sayfiye yerine gelmişim, çocuklar denize girerken biz de şezlonglarımızda ondan bundan bahsediyoruz gibi bir elektrik alıyorum. 

Bugün ders çıkışı birlikte bir şeyler yedik, yanımızda iki "sınıf arkadaşı"mız daha olduğundan muhabbet her zamanki sınırlar dahilindeydi. Bir tanesi bizi arabasıyla evimizin olduğu muhite bıraktıktan sonra "ay çok yorgunum" diye bir kahve içelim dedik. Let the dedikodu begin!

Açıkçası sınıf arkadaşlarımız hakkında Allah-ne-verdiyse konuşmayı yalnız ve ancak beyime yapmaya cüret edebilmiştim. Zira aynı aptal soruları cevabını aldıktan hemen sonra bile tekrar tekrar ısrarla sorabilen bir diğer "arkadaş"ımızın bu yönüyle ilgili bir iki kişiye yaptığım manidar yorumlar çok destek toplamamıştı. Sanırım bu yüzden ben bu içi dışı bir arkadaşa bir yakınlık besledim, kendisiyle arkadaşlık inşasına girişmek istedim. Dedikoduya çalarcasına konuşmak, kötü niyet taşımaksızın biraz olsun sert yorumlar yapabilmek kesinlikle karşındakiyle bir bağ yaratıyor insanda (mühim gözlem). 

Tam da bu sabah taaa üniversiteden (daha eskiden arkadaşım = yok! üniversite yılları demek neolitik çağdan bahsetmek gibi bir şey benim için) bir arkadaşımla arkadaşsızlık üzerine konuşurken kendi içimde uzun zamandır döneduran izlenimlere arka çıkan birine denk gelmek bana iyi geldi.

Ekim'i yazacağım yavaş yavaş. Şimdilik take-away mesajım: Arkanızı sağlama alın, bir de: Dedikodu baldan tatlıdır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Evlilik nasıl gidiyor?

Uppsala'dan Fulden

Onlar expat de biz gurbette miyiz?