Bridget Jones'un Bebişi: Babanın adı yok, yoksa üçlü mü yaptılar?

"Mut-lu yıııl-laaar, saaa-naaa!"nın "ruuu-huuu-naaa Faaa-tiii-haaa"ya dönüştüğü, single olmanın "evde kalmışlık" anlamına geldiği, kendini sürekli yenileyen bir iş ortamında 43 oluyor Bridget Jones.

İşini yeterince iyi yapıyor, mükemmeli oynamıyor. Yeni müdürüyle birlikte hepten imaj değiştiren iş ortamında kendine yeni bir ben arayışına giriyor. "Koca siklerden" ve "bir vurdursa nasıl rahatlayacağından" bahseden iş arkadaşıyla birlikte soluğu bir müzik festivalinde alıyor.

"Mükemmel erkek"le orada tanışıyor, dahası zil zurna sarhoşken kendini onun çadırında buluyor. Sevişiyorlar. Çok geçmeden eski aşkıyla da tek gecelik bir yakınlaşması oluyor. Bir korunma "yöntemi" olarak geri çekilmeyi kullananlardan değil Bridget, doğaya saygılı kondomları her daim yanında. Ancak kondomun da bir son kullanma tarihi olabileceğini akıl edemiyor işte.

Bridget'i izlemeyi keyifli kılan tüm o "yanlışları", annesinin "geleneksel değerleri" savunan seçim kampanyasıyla birleşince kahkahalar çınlamaya başlıyor. "Ahlâk elden gidiyor"cu annenin, bebeğin babasının adını veremeyen Bridget'e ilk sorusu "yoksa üçlü mü yaptınız?" oluyor.

Ne mutlu ki, her iki baba adayı da "benden başkasıyla nasıl yatarsın, hangimiz daha iyiydik, elâlemin yüzüne nasıl bakarım" gibi gereksiz triplere girmiyor, doğum öncesi eğitimlerinde Bridget'in yanında oluyor. Eğitim sırasında eşcinsel bir çift sanılan adayların hiç bozuntuya vermeden "ya evet, mutluluğun formülünü tamamlıcaz, inş" şeklinde el ele tutuşması da ayrı bir şugarlık olarak not düşmeyi hak ediyor.

"Erkeksiz bir doğum, erkeksiz bir evlat yetiştirme mümkünsüz müdür?" soruları ise yalnızca Bridget'in uzunca bir süre yanında pek de rahat hissedemediği doğum uzmanı, bekâr annenin varlığıyla yüzeye çıkabiliyor. "Gayet tabi, mümkündür" cevabı da filmin bir köşesinde duruyor.

Düğüne çocuğuyla gelen, sperm kimin bilmiyorum ama kimi sevdiğimi biliyorum diyen, "yeterince iyi"nin kıymetini bilen gelinlerin ve aslında giderek daha görünür olan garipliklerimizin/queer'liklerimizin başımıza taş yağdırmayacağının bir hikâyesi Bridget Jones's Baby. Maşallah!

Bu blogdaki popüler yayınlar

Evlilik nasıl gidiyor?

Aslı Erdoğan: İnsanlar ölürken Bach açıp güzel cümleler yazamıyorsun