Neden, Nasıl ve Nerede Arapça Öğrenmeli?

"Arapça öğrenmek istiyorum" dediğimde "ya n'apıcan, bırak Allasen" ile "zor dil ya, nası öğrenicen" ağırlıklı tepkilerle karşılaşmıştım. Beyimle Ürdün'e taşınmamızın üzerinden 1,5 yıl geçti ve o tepkilere kulak asmayıp çalıştığım için şu an orta düzey Arapça biliyorum, daha da ilerletmeyi umuyorum.

Bu yazıda Arapça öğrenirken nasıl bir yol izlediğimi, Ürdün'de gittiğim kurslara dair görüşlerimi ve naçizane tavsiyelerimi paylaşmak istiyorum.

Neden Arapça öğreneyim ki?

İngilizce sonrası yeni bir dil öğrenmek isteyen arkadaşlar öncelikle iş olanakları için Arapça öğrenebilirler. Özellikle göç ya da insani yardım alanında çalışmak istiyorsanız dil bilginiz sizi bir adım öne taşıyacak, unutmayın. Ayrıca Arap dünyasıyla giderek artan ticari ilişkiler de dil bilmenin önemini artırıyor. 

Ya alfabesi zor, nasıl okuyacam öyle eciş bücüş!

Hiç bilmediğiniz bir alfabeye geçmek başta dille aranızda bir mesafe yaratabiliyor, evet; ama kesinlikle atla deve değil. Ben, Ürdün'e taşınmadan evvel yazın 2 günümü Madinah Arabic sitesinde harfleri öğrenmekle geçirmiştim, bu da beni kurs başladığında oldukça rahatlatmıştı. Her harfi çok iyi anlamanız ve telaffuz etmeniz gerekmiyor, genel resme odaklanın. Harflerin birleşirken şekil değiştirmesinin de mantıklı sebepleri olduğunu çok geçmeden fark edeceksiniz zaten. 

Latin alfabesiyle idare etsem de konuşmaya odaklansam?

İşte onu kesinlikle tavsiye etmem çünkü seslerin uzun ya da kısa olması sizin anlaşılmanızı ve dahası dili daha anlamanızı sağlıyor. Ayrıca karşınıza çıkan kelimeleri okudukça harflere aşina olmanın ötesinde kelime dağarcığınızı genişletiyorsunuz. Hele ki "merhaba, selamün aleyküm, şükran" seviyesinin ötesinde bir Arapça hedefliyorsanız harfler size dil bilgisinde de yardımcı oluyor. 

Çok zor diyollar, doğru mu?

Hem evet, hem hayır. Yazı dilinde kısa sesli harfleri kullanmadıkları için başlangıçta sokakta gördüğünüz bir kelimenin tam okunuşunu, yani hangi sesli harflerle okunması gerektiğini tahmin etmekte zorlanabiliyorsunuz, bu sıkıcı bir şey. Ama zaman geçtikçe ne kadar kurallı bir dil olduğunu fark ediyorsunuz ve tahmin gücünüz artıyor. 

3 harfli kök sistemi sayesinde bildiğiniz bir kelimeden farklı kelime yapılarına ve sonuç olarak anlamlara ulaşmanın sırrını çok geçmeden çözüyorsunuz. Ders, medrese, müderris, gibi gibi...

Türkçe bilen biri kesinlikle 1-0 değil 7-0 felan önde başlıyor Arapça'da. Bazı harfleri değiştirmişiz, bazı harfleri fazladan okumuşuz felan ama bir yerden sonra "aaa bu da şurdan geliyormuş", daha da sonraları ise "yok artık, bu da mı Arapça, bizim kendi dilimiz var mı acaba?" oluyorsunuz.

İngilizce bilmeniz ve genel olarak dilbilgisinde iyi olmanız ise büyük avantaj. Cümle yapısı olarak bence İngilizce'ye Türkçe'ye olduğundan çok daha fazla benziyor ama tabii ki İngilizce anlayamacağınız yerlerde Türkçeye başvurmak da işin artısı. Eğer ki fusha denen formel Arapçayla haşır neşir olacaksanız cümlenin öğeleri konusunu yeniden gözden geçirmek isteyebilirsiniz (telâffuzu etkiliyor ayol, boru değil!).

Özetle, dünyanın en kolay dili olmadığı kesin ama Türkçe'den gelen kelime bilginizle, İngilizce de biliyorsanız, kurallarını öğrenip uygulamaya geçtiğinizde yapamayacağınız bir dil değil.

Fusha mı, ammice mi?

Klasik soru: Gastelerde, TV'lerde kullanılan ve tüm Araplara hitap eden fusha mı öğrenmeli yoksa belli bir bölgenin ağzına, yani ammiceye mi odaklanmalı? Şâmi ammicesi, yani Suriye, Lübnan, Ürdün, Filistin'de -farklılıklar taşımasına rağmen- kullanılan Arapçayla başlamakta fayda var çünkü fushayla aynı şey olmasa da Şâmi ammicesi fushaya en yakın ammice. Özellikle Suriyeli mültecilerle çalışacaksanız sakın ha Mısır ammicesi öğrenmeye kalkmayın. Sade fushaya odaklanırım, artiz artiz yüksek Arapça konuşurum derseniz de yapmayın, komik duruma düşersiniz. Şâmi ammicesiyle başlayıp üzerine fusha eklemek en iyisi bence (çünkü ben öyle yaptım :P). 

Yurtiçi, yurtdışı?

Valla ben Türkiye'deki Arapça eğitimini bilmiyorum. Ürdün Üniversitesi'nde orta düzey Arapça öğrenen bir arkadaşım İzmir'de seviyesine uygun bir kurs bulamadığından yakınıyordu. Ama eğer yurtdışı düşünüyorsanız kesinlikle Ürdün'ü öneririm çünkü bölgedeki yegâne güvenli ülke şimdilik burası. Maddi imkânlarınız sınırlıysa bir iki aylığına ya da en olmadı bir iki haftalığına buraya gelmek bile algınızı inanılmaz açacaktır, emin olabilirsiniz (öyle bir fikriniz varsa tabii ki bana yazabilirsiniz).

Ürdün'deki Arapça kursları peki?

Fransız Kültür

Ben Fransız Kültür'de başladım. Sadece ammice veriyorlar. Haftada 2 gün, 5 saat. 5 kurdan oluşuyor. Geniş dönemi 2,5 ay, hızlandırılmış kurları ise 1 ay sürüyor. Ben geçtiğimiz yıl hiç ara vermeden kurlar açıldıkça gittim ve 5 kuru da tamamladım. 2 kez hızlandırılmışa denk geldim. Abov! Her gün her gün 2,5 saat Arapça yoruyor. 

Fransız Kültür rahat ve uygun fiyatlı bir yer ama herkes orada. Hele ilk 3 kurda elini sallayan gelmiş dersin. Seviye belirleme sınavlarını çok ciddi uygulamıyorlar ve önceden fusha bilip gelenler sınıfta çok dengesiz bir durum oluşturabiliyor. 

Bunun dışında güzel etkinlikler, dans kursları felan da düzenliyorlar. Ürdün'de uzun süreli kalacaksınız, dile ilginiz de varsa iyi bir başlangıç durağı.

Sijal

Bu kurs benim ömrümden ömür çaldı. Her Allah'ın günü gidiyorsun, yığınla ödev, sunum, quiz... Aslında Ürdün'e ilk geldiğimizde görüşmüştüm, sonradan Fransız Kültür'ü görüp aman ne gereği var onca parayı vermeye, başlangıçta zaten ne öğretecekler, harfler, adın ne, taksiciye sağ yaptır felan. Çoook doğru bir karar olmuş, Fransız Kültür'ü bitirince Sijal'e gittim ve hiç fusha bilmememe rağmen orta seviyeden, ammicesinde de ileri seviyeden başladım (en başından Sijal'de olsaydım o seviyeye gelemeyecektim yani). Fushaya adapte olmam birkaç haftamı aldı tabi, özellikle iğrablar beni başta çok korkuttu, ama zamanla toparladım.

Peki, Sijal'in neyini sevmedim? İnanılmaz Amerikan bir ortamı var ve Amerikalıların öğrenme şekli bizimkinden çok farklı bence. Akıllarına ne gelirse söylüyorlar, hocayı takip edemiyorlar, ciddiyetsizler vs. vs. Bizim seviyemizde olmayan Avustralyalı çocuğun da bizim sınıfımızda olması beni kurstan hepten soğutmuştu. Müdireyle 3 kez çocuk hakkında konuştum ama o çok profesyonel geçinen kurs hiçbir şey yapmadı, beni hep "dinlediler", geri bildirimleri hep "çok önemsedile"r ama nedense bir çözüm getirmediler.

Sijal'in kültürel etkinlikleri çok iyidir yalnız; film gösterimleri olsun, tartışmalar olsun, her hafta muhakkak bir şey vardır, bazen of bir durun dersin. 

Sijal çok ödev verirdi ama sen kitaptan kendin çalışırdın her şeyi. Uzun uzun teneffüsler, yok yere zaman kaybetmeler felan bana göre değildi. O yüzden dönemi bitirdikten, A ile mezun olduktan sonra orada devam etmedim. Qasid'i düşünüyordum, ondan da vazgeçtim. Niye mi?

Qasid

Sijal için Amerikan Arapça kursu diyebilirsek, Qasid için de İslamî Arapça kursu diyebiliriz sanırım (şort giymeyi yasaklayan bir belgesi var - gittim konuştum, ayrımcılığa karşı bir yer olduklarını anlattılar, o kuralları da copy-paste yapmışlar ama geleneksel giyimli bir ortam ağırlıklı). Türkler arasında pek meşhur, Sijal'den de pahalı ama biraz şişirme bir yer gibi. Benim Qasid'e gitmeme sebebim daha önceden orada çalışmış bir hocamın bana oranın Sijal'den daha iyi olmadığını söylemesiydi. "Sen ilgi bekleyen bir öğrencisin, orada hocalar çok daha yoğun, daha az ilgilenebiliyorlar öğrencileriyle" deyince caydım. Bir de şehrin çok trafikli bir bölgesinde, değmeyecek bir kurs için her Allah'ın günü o trafiği çekmek istemedim.

Şimdi

Sijal sonrası kendim çalışır özel ders alırım diyordum ama Sijal'in motivasyonumu katletmiş olması ve Türkiye ziyaretim sebebiyle biraz havada kaldı o iş. Yalnız ehliyet için teori sınavına çalışıyorum bugünlerde ve sorular Arapça, onun bana çok katkısı oluyor. Wikipedia'dan az çok bildiğim şeyleri Arapça okuyorum, gazeteleri Arapça okumaya çalışıyorum. Yarın görüşeceğim bir dil partnerim var, ben ona İngilizce öğreteceğim o da bana Arapça. Bir de özel ders hocasını arayacağım bugün ki artık başlayalım.

Aslında mesele pratik yapmak, bazen kendi kendinize "bunu nasıl söyleyebilirim" diye düşünmek bile işe yarıyor. Maruz kalmaktan daha iyi bir dil öğrenme yolu varsa, o da dili kullanmaktır herhalde. Aman bana gülecekler diye takmayın kafaya, insanlar çok güzel geribildirimlerde bulunabiliyor. 

Uzun lafın kısası, Arapça'dan korkmayın, o sizden korksun!

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Evlilik nasıl gidiyor?

Uppsala'dan Fulden

Onlar expat de biz gurbette miyiz?